Alla Turca LogoAlla Turca
Kayıt OlGiriş Yap
Gezi - Seyahat

Tarihi ve Siyasi Krizlerin Kesişim Noktasında Bir Ülke: ÜRDÜN

AGAhmet Hakan GÜL
11 Aralık 2025
•
7 dk okuma
Tarihi ve Siyasi Krizlerin Kesişim Noktasında Bir Ülke: ÜRDÜN

“Ürdün’e seyahat” denildiğinde insanların aklına genellikle sadece Petra Antik Kenti önünde çekilmiş turist fotoğrafları geliyor. Ancak bir ülkede birkaç gün turist olarak bulunmakla, o coğrafyanın havasını iki ay boyunca solumak arasında uçurumlar var. Biz Ürdün’ü hızlıca tüketilen bir gezi rotası olarak değil, sabahıyla akşamıyla, kaosuyla ve huzuruyla bir yaşam alanı olarak deneyimledik. İki ay boyunca bu coğrafyanın sadece turistik yüzünü değil; insanını, inancını, sofrasını ve bizim tarihimizle olan derin, bazen de hüzünlü bağlarını yerinde gözlemleme fırsatı bulduk.

Amman’da Hayatın Ritmi

Başkent Amman, ilk bakışta bej rengi taş binaların tepelere yayıldığı, sonsuz bir beton denizi gibi görünüyor. Ancak şehirde zaman geçirdikçe bu tekdüzeliğin kendi içinde bir ahengi olduğunu fark ediyorsunuz. İki ay boyunca Amman, bizim için sadece bir konaklama yeri değil, Ortadoğu’nun gündelik hayatını iyice öğrendiğimiz bir mektep oldu. Trafiğin kaosu, korna sesleri ve sürekli hareket hali başta yorucu gelse de, bir süre sonra bu ritme ayak uyduruyor ve şehrin o yaşayan enerjisini sevmeye başlıyorsunuz. Ben bu satırları, aylar sonra Amman’da dostlarımla geçirdiğimiz o serin yaz akşamlarının, rainbow caddesinde yediğimiz firefly burgerlerin, vasat’ül beled’de içtiğimiz soğuk asirlerin ve İbrahim Tatlıses dinleyip siyaset konuştuğumuz taksi yolculuklarının özlemini duyarak yazıyorum.

jordan12-800x533

İnsan Manzaraları

Ürdün insanını anlatmak için tek bir kelime seçmem gerekirse bu kesinlikle misafirperverlik olurdu. Diğer Arap ülkelerinden farklı olarak zengin doğal kaynakları bulunmayan Ürdün’ün en önemli gelir kaynağı turizm. Bu nedenle insanları turizme ve turistlere alışkınlar, batılı ve doğulu her bir turisti büyük bir ilgiyle karşılıyorlar. Türk olduğunuzu öğrendiklerinde ise bu ilgi daha da artıyor; gözlerinin içi gülerek size Türk dizilerinden, Çukur’dan Abdulhamid’den Ertuğrul’dan; İstanbul’dan Trabzon’dan bahsediyorlar. Büyük çoğunluğu Filistin asıllı olan Ürdün halkından mutlaka birçok kişi size gelip Murad Alemdar’ın (Polat Alemdar) Kurtlar Vadisi Filistin filmindeki sahnelerinden bahsedecektir.

1765477376350-zi00pafbdj-IMG_9347

Amman Arapçayı sokakta öğrenmek için en doğru şehir tercihi olabilir. İnsan ilişkileri oldukça sıcak ve dolaysız. Sokakta, takside veya bir dükkanda herkes sizinle sohbet etmeye hazır. Bu samimiyet, iki ay boyunca kendimi hiç yabancı hissetmememi sağladı. Siyasi pozisyonu, diplomasi politikaları ve belki de İngiliz kraliyet ailesiyle tarihsel ilişkileri sebebiyle bütün dünyada Ortadoğu’nun en güvenli ülkesi olarak bilinen Ürdün’de insanlar bizdekine benzer bir kültür krizi geçiriyorlar. Bu da modernleşme sancıları çeken bir ülkeye dair canlı gözlemler yapma olanağı veriyor. Bu krizde bizimle tek farkları ise bizim aksimize Ürdün’ün aslında yapay bir devlet olması ve bağlanabilecekleri derin bir tarihi arka planlarının olmamasıdır.

İnanç, Mimari, Amel ve Şecaat

Ürdün, Sünni İslam geleneğinin hakim olduğu, inancın gündelik hayatta canlı bir şekilde yaşandığı, ibadetlerin sokaklara taştığı bir ülke. Burada Kur’an-ı Kerim’e verilen ehemmiyet bilhassa dikkatimizi çekiyor. Çoğu takside, çoğu dükkanda sürekli Kur’an kaydı dinleniyor. Camilerde sade makamlı düz sesli ezanlar okunuyor merkezi sistemden. Ezandan bir süre önceyse hoparlörlerden ayetler dinletiliyor. Bu benim ilk defa karşılaştığım bir manzara. Ürdün camileri genellikle şehrin dokusuna uygun sarı-bej taşlardan yapılmış, küçük, iç şadırvanlı ve sade minareli yapılardı. Müslümanlarda cemaat hassasiyeti yüksek. Ezan okunduğunda camiye yakın olanlar camide, olmayanlar ise bazen direkt kaldırımın üstüne secde etmek suretiyle sokağın ortasında namaza duruyorlar. Bu kadar amelî pratiklere bağlı bir toplumun bu denli aksiyondan, cesaretten, şecaatten uzak olması ise çok düşündürücü benim için.

grand-husseini-mosque

Amman Gecelerinin Vazgeçilmezi: Ayaküstü Künefe

Tavuk diğer Arap ülkeleri gibi Ürdün mutfağının vazgeçilmezlerinden. Mensef, Arays ve Köfte Bit’tahin gibi lezzetler de bu mutfağı süslüyor. Fakat geç saatlerde sokak kenarındaki bir dükkanın önünde künefe beklemek apayrı bir keyif. Burada büyük bir rekabet var: Habibe mi, Nefise mi? Şehirde kime sorsanız farklı bir cevap alırsınız. Ürdünlülerin gururla savunduğu Habibe, çok meşhur ve tarihi bir yer olsa da, çoğu Türk gibi benim favorim de kesinlikle Nefiseydi. Ürdün künefesi bizdekine benzer ama peyniri ve şerbet oranıyla kendine has bir tarzı var. Genellikle yumuşak (naime) ve çıtır (khişne) olarak ikiye ayrılıyor. Ben tercihimi hep ekstra kajulu khişne’den yana kullandım.

Habibah-kunafa-1

Salt: Anadolu’dan Bir Esinti

Amman’ın kalabalığından uzaklaşıp Salt (Es-Salt) şehrine gittiğinizde, kendinizi bir anda Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bir yerde mesela Mardin’de gibi hissediyorsunuz. Sarı taş evleri, yamaçlara kurulu mimarisi ve dar sokaklarıyla Salt, bizim kadim şehirlerimize çok benziyor. Burası Osmanlı döneminde bölgenin idari merkeziymiş, bu yüzden şehirdeki Osmanlı dokusu hala canlı diye düşünüyorum.

NISAN22_sehit3 (1)

Salt’ta beni en çok duygulandıran yer ise Türk Şehitliği oldu. I. Dünya Savaşı’nda bu toprakları, Kudüs’ü, Gazze’yi savunurken şehit düşen yaklaşık 300 askerimizin yattığı bu tepe bize, bugün turist olarak geldiğimiz yerlerin dün vatan toprağımız olduğu hakikatini bir kez daha hatırlatıyor. İki ayın sonuna doğru Ürdün’ün ortasında ay yıldızlı bayrağımızı dalgalanırken görmek ise tarifsiz bir duygu.

haber_2017_02_zzzsehitlik2

Sancağın Düşmediği Yer: Mute Meydanı

Ürdün seyahatimizin manevi ağırlığı en yüksek durağı ise Mute Meydanı’ydı. İslam tarihinin en önemli savaşlarından birinin yaşandığı bu topraklar, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) sancaktarları Zeyd bin Harise, Cafer-i Tayyar ve Abdullah bin Revaha’nın (r.a) kabirlerine ev sahipliği yapıyor. İslam tarihi kitaplarında defalarca kez sadece okuyup geçtiğimiz bu isimleri ve bu savaş meydanını ziyarete geldiğimizde, Cafer-i Tayyar efendimizin iki kolu kesilmesine rağmen sancağı nasıl düşürmediğini hakiki manada ilk defa kavrayabildim. Buradan yola çıkarak bir tarih okurunun mutlaka ilgilendiği mekanı fiziken de görmesi gerektiğini anladım.

İki Bayrak Arasında Tarihi Bir Yüzleşme: Akabe

Kızıldeniz kıyısındaki Akabe, sadece deniziyle değil, tarihiyle de konuşulması gereken bir şehir. Kızıldeniz’de yüzmek ve tekne turu yapmak heyecanıyla yola koyulduğumuz Akabe şehrinin girişinde garip bir pasaport kontrolünden geçtik. Sonrasında da başta ne olduğunu anlayamadığımız devasa bir bayrak direğine rastladık. Başta Ürdün bayrağı sandık ama üçgenin içinde yıldızı yoktu daha sonra Filistin bayrağı sandık ama renklerin sıralaması farklıydı. Biraz daha düşündüğümüzde “Büyük (!) Arap İsyan Bayrağı” olduğunu anladık. Hemen yakınında ise Şerif Hüseyin’in anıtı ve evi vardı. Ne yalan söyleyeyim “Lawrance of Arabia” isimli dükkanın önünden geçerken ya da çölün ortasında terkedilmiş bir hicaz demiryolu trenini ziyaret ederken Osmanlı’ya karşı başlatılan isyanın sembollerinin geniş çevrelerce büyük bir şeref nişanesi olarak görüldüğüyle yüzleşmek bende buruk bir his bıraktı.

aqaba-city-jordan-600nw-1248822760

Daha sonrasında Akabe’nin karşı kıyısında bulunan işgal altındaki Filistin şehrinde büyükçe bir İsrail bayrağı gördük. O an hepimizin aklından neredeyse aynı şey geçiyordu: “Bugün karşı kıyıda o bayrağın dalgalanmasının sebebi aslında bu kıyıda dalgalanan o devasa isyan bayrağı değil miydi?”

Kızıl Gezegen: Wadi Rum

Yeryüzünün en sessiz yerinde olabilirdik. Dünya üzerinde gittiğim yalnızlığın huzurunu gerçekten hissedebildiğim tek mekandı Wadi Rum. Uçsuz bucaksız kızıl kumlar, metrelerce uzanan garip şekilli kayalar ve mutlak bir sessizlik... Çölde bir gece geçirmek ve yıldızları pürüzsüz bir şekilde izleyebilmek insana eşsiz bir deneyim sunuyor. Bedevi çadırlarında içilen -nane ve şekerle demlenmiş- o çay ve sonsuz sessizlik hissi, Ürdün deneyimimizin zirve noktalarından biriydi.

istockphoto-478291614-612x612

Çölün Ortasında Suyun Gücü: Wadi Mujib

Çölün kuraklığından hemen sonra Wadi Mujib’e girmek, bambaşka bir coğrafyaya adım atmak gibiydi. Burası devasa kayaların arasından akan, yer yer derinleşen bir kanyon. Suyun içinde yürüyerek, tırmanarak ve yüzerek ilerlediğiniz müthiş bir rota. Dünyanın en alçak noktası, içinde hiçbir canlı yaşamayan ve Lut’un (a.s) kavminin helak olduğu bölge olduğu rivayet edilen Tuz Gölü’nün hemen yakınında olan bu vadi, Ürdün’ün doğal çeşitliliğinin en büyük kanıtı.

wadi-mujib-hiking-travel (2)

Sınırdan Ufka Bakış: Ümmü Kays

Son olarak bende en garip duyguları uyandıran bölgeden bahsedeceğim. Ülkenin en kuzeyinde bulunan İrbid şehrinin yakınlarındaki Ümmü Kays. Amman’dan Ümmü Kays’a olan yolcuğumuzda Ebu Ubeyde b. Cerrah, Şurahbil b. Hasene, Dirar b. Ezver, Amr b. İbni Vakkas ve Muaz b. Cebel (radiyallahu anhum ecmain) sahabe efendilerimizin kabirlerini ziyaret etmek nasip oldu. Sonrasında Ümmü Kays’a vardık. Burası manzarasıyla insanı derin düşüncelere sevk eden bir nokta. Antik kalıntıların arasından baktığınızda, bir yanda kıyamet alametlerini anlatan fiten hadislerinde çokça bahsi geçen Taberiye Gölü, diğer yanda yıllardır İsrail işgali altında olan ve bugünlerde de gerginliklerin eksik olmadığı Suriye’nin Golan Tepeleri. Suriye, Filistin ve Ürdün sınırlarının kesiştiği bu noktadan ufka doğru bakmak, Ortadoğu’nun bugünü ve yarını için zihnimizde çok farklı duygular uyandırıyordu.

umm-qais-muzesi

İki ayın sonunda Ürdün, benim için haritadaki bir ülkeden çok daha fazlası oldu. Üniversite hayatımın ortasında dil eğitimine gitmeye karar verdiğimde sadece Arapça öğrenme niyetim vardı. Ancak Ürdün bana bir milletle anlaşmayı -sadece lisanen değil- öğretti, Ortadoğu’yu ve insanlarını en iyi şekilde anlamama; devletimiz ve ümmetimiz için bu coğrafyadaki fırsatları ve tehditleri öğrenmeme vesile oldu.

1765477013925-ibmzc3pkce9-IMG_8854__1_

Bir başka seferde görüşmek üzere…

Paylaş

Yorumlar (1)

Yorum yapmak için giriş yapın

Düşüncelerinizi paylaşmak ve tartışmalara katılmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

Kayıt OlGiriş Yap
FA
Firdevs Akcuru9 Ocak 2026
Çok keyifli bir yazı olmuş kaleminize sağlık. Ürdün'e gitmek şart oldu👀🇯🇴
logo

Alla Turca

© 2026. Tüm hakları sınıfa aittir.