Alla Turca LogoAlla Turca
Kayıt OlGiriş Yap
İslam Dünyası

Şam'ın göğsünde açan kadîm çiçek; Emevi Cami

İBİbrahim
7 Aralık 2025
•
6 dk okuma
Şam'ın göğsünde açan kadîm çiçek; Emevi Cami

Hazreti Peygamberin dar-ı bekaya irtihalinden sonra hızla yayılan İslam fetihleri, kısa bir sürede dönemin iki süper gücü olan Bizans ve Sasanileri tehdit etmeye başlamıştı. İslam tarihinin sevilen, özlemle anılan sevgili halifesi Hz. Ömer, Suriye cephesinde mücadele eden İslâm ordularının baş kumandanlığına sahabenin büyüklerinden Ebu Ubeyde Bin Cerrah’ı getirmişti. Ebu Ubeyde komutasında Müslümanlar; Bilâdüşşam ismi verilen ve bugünkü Suriye, Filistin, Lübnan, Ürdün devletlerinin topraklarını kapsayan coğrafyayı, birkaç sene içerisinde Bizans’ı mağlup ederek fethetmişlerdi.(634-636) Bu toprakların merkezinde bulunan Dımeşk -şimdiki ismiyle Şam- şehrine giren Ebu Ubeyde bin Cerrah, şehir merkezinde bulunan ve kökeni antik zamanlara dayanan kilisenin bir kısmını cami yapmak için bölgedeki Hristiyanlarla anlaşmıştı. Kilisenin bir bölümü Hristiyanların kullanımına bırakılmış, diğer bölüm ise Müslümanların ibadet etmesi için tahsis edilmişti. İşte Emevî Camii'nin hikâyesi böyle başlamıştı.

shutterstock_709817014

İslâm tarihçileri Emevî Camii'nin inşa edildiği bölgede daha önce sırasıyla Saabilerin, Yunanların, Yahudilerin mabet inşa ettiklerini yazarlar. Bölge antik zamanlardan itibaren manevi bir çekim merkezidir. Daha sonra kalıntıları günümüze kadar ulaşan pagan tapınağını Romalılar, tanrıları jüpiter adına miladi 3. yüzyılda yapmışlardır. İmparator I. Theodosius Roma'nın devlet dinini Hristiyanlık yapmış ayrıca paganlığa da savaş açmıştı. Bu doğrultuda jüpiter tapınağını da kiliseye dönüştürmüştü. Kilise Hz. İsa’nın teyze oğlu -Hristiyanlar arasında vaftizci Yahya olarak bilinen- Hz. Yahya’ya adanmıştı. Müslüman fatihler Dımeşk’e girdiklerinde; şehir kendiliğinden teslim olduğu için direkt kiliseye dokunmamışlardı. Ebu Ubeyde, kilisenin bir kısmını Hristiyanlardan satın alarak Müslümanlara tahsis etmişti. Uzun bir müddet, iki kısma bölünmüş cami, iki ayrı dinin mensublarına hizmet etmişti. Meşhur Şam valisi Muaviye bin Ebû Sufyan, Sıffin’de yapılacak ve İslam dünyasında derin ayrılıklara neden olacak savaş için Hz. Osman’ın kan hakkını talep ettiği ateşli bir konuşmayı bu mekanın minberine çıkarak irad etmişti.

shutterstock_2145181787

Zamanla Şam’da artan artan Müslüman nüfusuna, ibadethanede tahsis edilen kısım yetersiz gelmeye başlamıştı. Emeviler kilisenin tamamen yıkılarak camiye dönüştürülmesine karar verdiler. Bölgedeki Hristiyan halkın itirazlarına rağmen 6. Emevî Halifesi Velid, kararlı bir duruş gösterdi. Hatta ilk kazmayı bizzat kendisi vurarak kiliseyi yıktırdı. Daha sonra bol miktarda bahşiş vererek Hristiyan ahalinin gönlünü aldı. Onun ve babası Abdulmelik’in iktidarda olduğu dönemler İslâm mimarisi için inkişaf yıllarıydı. Kudüs’teki abidevi Mescid-i Aksa külliyesi de hemen hemen bu iki halife zamanında bugünkü haline benzer bir hale getirilmişti.

shutterstock_2156801945

Emeviler camiyi inşa ederken bölgedeki mimari tecrübeden de yararlanmalarının yanı sıra yararlanan yanı sıra; Mescid-i Nebevî’yi örnek almayı da ihmal etmemişlerdi. Buna göre; dikdörtgen planda etrafı revaklarla çevrili avluyu daha çok kiliselerde görülen transept planlı ana ibadet mekânı; harim tamamlıyordu. Transept planlı cami mimarisinde; sahn ismi verilen kıbleye paralel geniş koridorları, dikine bir başka yüksek sahn ortadan kesiyordu. 705 yılında inşasına başlanılan camide halifenin isteği üzerine çok sayıda Bizanslı usta da çalıştı. Bizanslı ustalar özellikle yetenekli oldukları mozaik süsleme işinde maharetlerini sergilediler. Caminin iskelesinde, kıble tarafı duvarı yapılırken Jüpiter tapınağı döneminden kalma eski duvardan ve bu duvarın iki ucunda bulunan burçlardan olduğu gibi yararlanıldı. Daha sonra bu iki burcun üzerine minareler yükseltilecekti. Yapı, 714 yılında bittiğinde ortaya devasa abidevi bir eser çıkmıştı. "Emevî Camii" ismiyle anılacak olan bu abidevi eser; İslâm cami mimarisi için bir dönüm noktasıydı ve kendinden sonra yapılacak tüm camileri mimari açıdan etkileyecekti.

89988888

Caminin "harim" kısmı; iki kat kemerli biçimde inşa edilmiştir. Kemer başlıklarında Romalılar döneminden kalma devşirme unsurlara bolca yer verilmiştir. Mihrabın hemen önündeki kartal kubbesi ismi verilen tek ana kubbeyi, dört ana direk taşır. Bu kubbe altında yapılan ilim halkalarının ehemmiyeti Şam’ın islami dönem serüveni boyunca eşsizdir. Cami; dört mihraplıdır. Ortadaki ana mihrap, Şâfiî mihrabı olarak bilinir. Çünkü Şam halkı genellikle şafi mezhebindendir. Sağda tek başına kalan mihrab; sahabelerin burada namaz kıldığı rivayet edildiği için sahabe mihrabı ismiyle de bilinir ve mâlîkîlere ayrılmıştır. Mâlikî mihrabının solunda büyük bir sandık içinde Hz. Osman’ın Suriye’ye gönderdiği Mushaf muhafaza edilir.

Hanefî ve Hanbelî mihrapları ana mihrabın solundadır. Bazı tarih kitaplarında zaman zaman her mezhep mensubunun kendi mihrabı arkasında namaz kıldığı aktarılır. Hatta mezhebler arası çekişmenin bu cmaide karşılıklı terlik fırlattıkları bir kavgaya dönüştüğünden de bahsedilir. Kubbenin sağında Hz. Yahya'ya nispet edilen ve onun kesik başının gömülü olduğu düşünülen türbeye benzer bir yapı vardır. Bu yapının Hz. Yahya’ya ait olduğu hususu tartışmalıdır. Yapı genellikle anıt mezar olarak zikredilir. Ancak caminin kilise geçmişine dair dikkat çekici bir işarettir aynı zamanda. Yine geleneğe uygun olarak ibadet mekânı içerisinde halife ve sultanların namaz kılmaları için tahsis edilen maksure kısmı da vardır.

Omawi_13

Cami avlusu; 68 direğin üzerine oturtulmuş revaklarla çevrilidir. Zemini mermerle kaplı avlu içinde üç kubbeli yapı vardır. Bu yapılardan en büyüğü batıda kalan ve caminin vakıf gelirlerinin toplandığı hazine odası olarak kullanıldığı düşünülen; Kubbetü’l-Haznedir. Avlu ortasında şadırvan benzeri bir su yapısı, doğusunda ise Kubbetü Zeynelâbidîn isimli bir kubbeli mimari unsur bina edilmiştir. Caminin avlusunda görülen taşlar, üzerlerindeki taşıdıkları kendi dönemlerine ait izlerle, geçen zamanın ve bölgedeki iktidar sahiplerinin şahitleri gibidirler. Cami avlusu Şamlıların sosyal hayatı için de vazgeçilmez bir unsurdur. Yalınayak mermerler üzerinde özellikle Ramazan geceleri sohbet etmek tadı damakta kalan lezzetli bir aktivitedir.

damascus_mosque

Cami; göklere açılan üç minare, Şam’ın tarihi sokaklarına açılan dört kapıyla donatılmıştır. Öteki minarelerden daha gösterişli olan ve caminin harim kısmına batıdan birleşik eski Roma burcu üzerine yapılan minare, 1488 yılında kendisini tamir ettiren Memlûk Sultanı Kayıtbay’ın ismiyle maruftur. İmam Gazzali'nin büyük dönüşümler yaşadığı meşhur inziva günlerini; bu minaredeki bir odada geçirdiği rivayet edilir. Doğu burca inşa edilen minarenin ismi Hz. İsa Minaresi'dir. Kıyamet alametlerini bildiren, fiten hadislerinde ve Şam halkının yaygın inancına göre Hz. İsa, kıyamete yakın bu minareye inecektir. Avlu duvarı üzerine inşa edilen son minare ise Gelin Minaresidir. Şam ahalisi, bir tüccarın gelinin mehri karşılığında bu minareyi yaptırttığı için minarenin bu ismi aldığını söylerler. Diğer bir rivayet ise minare gelin gibi süslü olduğu için bu ismin verildiğidir. Minarenin hemen ilerisinde avlu dışında "Şarkın en sevgili sultanı" Selahaddin Eyyûbî’nin türbesi bulunur. Türbe bahçesinde ilk Türk hava şehitleri; kabirlerinde mahşer gününü beklerler. Caminin dört kapısından üçü, üç farklı yönden avluya, biri kıble yönünden ana ibadet mekânına açılır.

007_2025_10_Mart_12_Mart_04_20250328_2_68335448_111141663

Cami, birçok badire atlatmıştır. Savaşlar, depremler ve yangınlar… Bu olumsuz durumlar neticesinde birçok tadilat geçiren Emeviyye’ye birçok Müslüman sultanın emeği geçmiştir. Selçuklu Sultanı Melikşah, Atabey Nureddin Zengi, Memluklu Sultanı Kayıtbay, Yavuz Sultan Selim ve Sultan 2. Abdülhamid... Caminin son kapsamlı tadilatı olan 2. Abdulhamid döneminde yapılan tadilat, bir yangın neticesindedir. Yangının nedenini soran payitahta; görgü tanıklarına dayandırılarak, cami kubbesinde tamir işleri ile uğraşan bir ustanın, devrilen nargilesinin neden olduğu, telgrafla rapor edilecektir. Yakın dönemde uzun yıllar Baas baskısına bir araç olan cami özellikle minberiyle Suriyeli muhaliflere karşı adete sembolik hale gelmiştir. Fakat 8 Aralık 2024’te Şam’ın Esed yönetiminden kurtulmasından sonra eski günlerine geri dönmüş, cılız bir şekilde devam eden ilim halkaları yeniden canlanmış, cami tekrardan dünyanın dört bir tarafından Müslümanlara açılmıştır. Caminin duvarındaki baba Esed’in ismi kazınmış, cami minareleri etrafında güvercinler özgürce uçmaya tekrar başlamıştır.

Umayyad_Mosque,_Damascus

Emevî Camii'nin kaderi Ortadoğu’nun kaderiyle beraberdir. Emevîlerin bu abidevi ihtişamlı eseri, günümüzde etrafında olan biten tüm kargaşaya rağmen; heybetinden bir şey kaybetmeden Şam’ın göğsünde bir kalp gibi tüm canlılığı ile atmaya devam etmektedir.

Paylaş

Yorumlar (2)

Yorum yapmak için giriş yapın

Düşüncelerinizi paylaşmak ve tartışmalara katılmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

Kayıt OlGiriş Yap
JJ
jack jhones10 Aralık 2025
doğru
HE
Hakan Eraslan9 Aralık 2025
güzel
logo

Alla Turca

© 2026. Tüm hakları sınıfa aittir.