Alla Turca LogoAlla Turca
Kayıt OlGiriş Yap
İktisat

Newton'u İflas Ettiren Büyük Finansal İlüzyon; Güney Denizi Şirketi

AAAli Eren Acar
14 Aralık 2025
•
5 dk okuma
 Newton'u İflas Ettiren Büyük Finansal İlüzyon; Güney Denizi Şirketi

Güneşin batmadığı imparatorluk, kronikleşen kamu borç yükü altında eziliyor; halk ise rasyonel üretimden kopuk bir zenginlik hayaliyle yanıp tutuşuyordu. 1720 yılında Londra'da vuku bulan olaylar, sadece basit bir borsa krizi değil, piyasa psikolojisinin irrasyonalitesi ve spekülatif güdülerin yıkıcılığı üzerine verilmiş en pahalı tarihsel derslerden biriydi.

On sekizinci yüzyılın sonlarında İngiltere Krallığı derin bir mali açmazla karşı karşıyaydı. İmparatorluk, küresel hegemonya yolunda ilerliyordu ancak hazine bu emperyal vizyonu finanse edemiyordu. Özellikle Fransa ve İspanya ile süregelen İspanyol Veraset Savaşları, devletin mali kaynaklarını tüketmişti. Savaş ekonomisi pahalıydı, donanma harcamaları, lojistik ve askeri maaşlar sürekli bir nakit akışı gerektiriyordu. 1719 yılına gelindiğinde İngiltere’nin ulusal borcu o dönem için astronomik bir seviye olan 50 Milyon Sterline ulaşmıştı.

Klasik dönemlerde monarşiler bu tür borçları finanse etmek için vergileri artırma veya müsadere (zorla el koyma) yoluna giderdi. Ancak feodal yapılar çözülmüş, ticaret burjuvazisi siyaseten güçlenmişti. Artık devletin modern piyasa dinamiklerine uygun yeni bir finansman modeline ihtiyacı vardı.

İşte bu sıkışmışlık anında, kapitalizm tarihinin en büyük illüzyonlarından biri sahneye çıktı: Güney Denizi Şirketi (South Sea Company).

SouthSeaHouse_Stowe'sSurveyOfLondon_1754

Daha sonra yanan Güney Denizi Şirketi’nin gravürü

Güney Denizi Şirketi 1711 yılında kurulmuştu, fakat şirketin asıl finansal operasyonu 1720’de başladı. Şirket yönetimi, İngiliz Parlamentosu’na oldukça iddialı bir "borç-hisse takası" (debt-for-equity swap) teklifi sundu. Planın özü şuydu: Devlet tahvili sahiplerine, "Elinizdeki düşük faizli devlet kağıtlarını verin, karşılığında size şirketimizin hisselerini verelim" denildi.

Rasyonel bir yatırımcı, arkasında devlet garantisi olan bir tahvili bırakıp neden riskli bir özel şirket hissesini tercih etsin? Cevap, kapitalizmin en güçlü motivasyon kaynağında gizliydi: Sınırsız sermaye birikimi vaadi.

Devlet, kamu borcunu üstlenmesi karşılığında şirkete Güney Amerika denizlerinde (İspanyol sömürgelerinde) ticaret yapma imtiyazı yani bir tekel hakkı vermişti. İngiliz halkına sunulan anlatı büyüleyiciydi:

"Peru ve Meksika’nın altın ve gümüş rezervleri Londra’ya akacak. Bu şirkete ortak olan, küresel servet transferinin merkezinde yer alacak."

Ancak ortada, yatırımcılardan gizlenen temel bir makroekonomik gerçeklik vardı: Bu ticaret fiilen imkansızdı. Denizler İspanyol Donanması'nın hegemonyasındaydı ve yapılan diplomatik anlaşmalar İngiltere’ye yılda yalnızca bir gemi ticaret kotası tanıyordu. Yani şirketin bilançosuna girecek reel bir ticari gelir yoktu. Şirket, meta satarak değil, "beklenti" satarak büyüyordu.Şirket yöneticileri, hisse fiyatlarını manipüle etmek için tarihin ilk finansal mühendislik hamlelerini devreye soktular. Hisse fiyatı arttıkça şirketin piyasa değeri yükseliyor, bu da yönetimin daha fazla hisse ihraç etmesine olanak tanıyordu.

0f8df30e12ac4125092aa8cf2134993c

İspanya Kralı 2. Carlos’un ölümü üzerine çıkan ve Avrupa’yı kasıp kavuran İspanya Veraset Savaşları

(1700-1715)

Talebi canlı tutmak ve piyasaya likidite pompalamak adına, finans tarihine geçecek manipülatif bir yöntem geliştirdiler: Hisse Teminatlı Kredi.

Sistem bir nevi kaldıraçlı işlem mantığıyla şöyle işliyordu:

  1. Şirketten 1.000 Sterlin kredi alıyorsunuz.

  2. Bu parayla yine şirketin hissesini satın alıyorsunuz.

  3. Satın aldığınız hisseyi teminat olarak gösterip tekrar borçlanıyorsunuz.

Bu döngü, piyasada muazzam bir suni likidite yarattı. Ocak 1720’de 128 Sterlin olan bir hisse senedi, spekülatif ataklarla Haziran ayında 1.000 Sterlin bandını aştı.

Bu finansal genişleme, İngiliz sınıf yapısını kökünden sarstı. Aristokratlar, tüccarlar ve alt gelir grubu; "Exchange Alley"de (Borsa Sokağı) aynı kuyrukta eşitlendi. Dönemin entelektüel camiası bu durumu hayretle izliyordu.

Dönemin ünlü şairi Alexander Pope, bu kolektif cinneti şöyle eleştiriyordu: "Tanrı, zenginliğin ne kadar değersiz olduğunu göstermek için onu dünyadaki en aptal insanlara veriyor."

bd1f664cc0ac21071ef952f29466eef0bd04b28b

Alexander Pope, İngiliz şair, eleştirmen…

Ancak durumun vahametini gösteren en çarpıcı örnek, bilim tarihinin en rasyonel zekalarından Isaac Newton'dı. Başlangıçta kâr realizasyonu yapıp piyasadan çıkan Newton, çevresindeki görece daha az eğitimli insanların zenginleştiğini görünce "Sürü Psikolojisi"ne (Herding Behavior) yenik düştü. Zirve fiyattan tekrar piyasaya giren Newton, bugünün parasıyla milyonlarca dolarlık servetini kaybetti.

Newton, bu travmatik kaybın ardından tarihe geçen şu tespiti yapacaktı:

"Gök cisimlerinin hareketlerini hesaplayabilirim, ama insanların deliliğini asla."

newton-south-sea-chart-620x498

Newton’un iflas çizelgesi

Bu dönemde mantığın tamamen iflas ettiği, "Bubble" (Balon) olarak adlandırılan paravan şirketler de türedi. Gazetelerde, "Kimsenin ne olduğunu bilmediği, ancak muazzam kâr getirecek bir girişim" gibi absürt izahnamelerle yatırım toplanıyordu. Emek ile kazanç arasındaki bağ kopmuş, finansal araçlar bir nevi kumara dönüşmüştü.

Her spekülatif balonun kaçınılmaz sonu, "Daha Büyük Aptal" (Greater Fool Theory) bulunamadığı noktada gelir.

Ağustos 1720’de, şirket yöneticilerinin ve içeriden bilgi alan politikacıların hisselerini sessizce elden çıkardığı duyuldu. Bu, modern finans literatüründeki adıyla "Insider Trading" (İçeriden Öğrenenlerin Ticareti) vakasıydı. Geminin su aldığını gören kaptanlar filikalarla kaçarken, yolcular güvertede eğlenmeye devam ediyordu.

Satış dalgası başladığında panik, açgözlülükten daha hızlı yayıldı. Eylül ayında hisseler 1.000 Sterlin'den 100 Sterlin'e çakıldı. Aradaki devasa değer buharlaşmıştı çünkü o değer reel ekonomide hiç var olmamış sadece bir piyasa beklentisi olarak fiyatlanmıştı.

Ekran Resmi 2025-12-14 14.00.06

Dönemi Anlatan Bir Karikatür, Çizer William Hogarth: Sol alt köşede Yahudi, Protestan ve Katolik kumar oynuyor. Tekerleğe bağlı bir şekilde dürüstlük öldürülüyor, onun önünde ticaret yerde ölü yatıyor, çürüyor. Şeytan solda insanlara Roma’nın talih tanrısının cesedinden etler fırlatıyor. Ortada kalabalık keyifle üzerinde kim binecek yazan Güney Deniz Şirketi’nin işlettiği bir atlı karıncaya koşuyor, bu atlı karıncada eğlenenlerden biri bir din adamı, bir fahişe ile oynaşıyor. Atlı Karıncanın üzerindeki boynuzlu keçi İngilizler arasında bir ara yaygın olan kurayla evliliği ya da eş satışını temsil ediyor, sağda onur kırbaçlanıyor. İsa’ya benzeyen onurun üzerinden gömleğini taç giymiş bir maymun çıkarıyor…

İngiliz hükümeti, toplumsal infiali dindirmek ve finansal sistemi stabilize etmek için "Bubble Act" (Balon Yasası) adı verilen sert bir regülasyonu yürürlüğe koydu. Bu yasa, 1825 yılına kadar izinsiz anonim şirket kurulmasını fiilen yasakladı. Devlet, piyasanın görünmez eline kayıtsız şartsız güvenilemeyeceğini acı bir tecrübeyle anlamış denetim mekanizmalarını devreye sokmuştu.

Güney Denizi Balonu, feodalizmden kapitalizme geçiş sürecinin en sancılı örneklerinden biridir. 1720’de Exchange Alley’de yaşananlar ile 1929 Büyük Buhranı veya 2008 Mortgage Krizi, özünde aynı senaryonun farklı dönemlerdeki tezahürleridir.

Bu yazıda 1720 senesinden sonra Dünya finans tarihine geçen bir ilkenin anatomisini ele alındı. Sermayenin, üretim sürecine girmeden sadece dolaşım alanında kalarak kendini çoğaltma arzusu ve reel ekonomiden kopuşun getirdiği kaçınılmaz çöküş, geçmişte olduğu gibi hâlâ finans dünyasının tartışılmaz ilkeleri arasında yer alıyor.

Paylaş

Yorumlar (2)

Yorum yapmak için giriş yapın

Düşüncelerinizi paylaşmak ve tartışmalara katılmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

Kayıt OlGiriş Yap
ZD
Zeyneb Demirci17 Aralık 2025
Çok güzel bir yazı, teşekkürler.
AK
Ahmet Melih Keskin14 Aralık 2025
Yazınızı beğendim, başarılarınızın devamını diler tebrik ederim.
logo

Alla Turca

© 2026. Tüm hakları sınıfa aittir.