Lehman Brothers'ın İflası ve 2008 Küresel Krizinin Anatomisi

15 Eylül 2008 sabahı, dünya ekonomisinin kalbi Wall Street eşine az rastlanır bir şoka uyandı. 158 yıllık devasa bir yatırım bankası olan Lehman Brothers, 613 milyar dolarlık borçla ABD tarihinin en büyük iflasını açıklıyordu. Ellerinde eşya dolu karton kutularla binaları terk eden binlerce çalışanın görüntüleri, aslında sadece bir şirketin değil, tüm küresel finans sisteminin çöküşünü bize gösterdi
Peki Amerikan İç Savaşı'nı, 1929 Büyük Buhranı'nı ve İki Dünya Savaşı'nı atlatmış bu devasa kurum nasıl oldu da bir gecede iflas etti? Dahası, New York'taki bir bankanın batışı nasıl oldu da Avrupa'daki fabrikaların kapanmasına, Asya'daki işçilerin işsiz kalmasına yol açtı?
Bu soruların cevabını anlamak için finansal terimlerle sizi boğmak yerine, olayların temelindeki açgözlülüğü ve sürecin işeyişini size anlatacağım.

Her şey, Amerikan Rüyası'nın tehlikeli bir şekilde pazarlanmasıyla başladı: Herkes ev sahibi olmalı. Geleneksel bankacılıkta birine ev kredisi vermek için günümüzde de devam eden katı kurallar vardır; kişinin düzenli bir geliri, birikimi ve iyi bir kredi geçmişi olması gerekir. Ancak 2000'li yılların başında bankalar bu kuralları esnetti. O dönemde Wall Street'te NINJA (No Income, No Job, no Assets - Geliri yok, İşi yok, Varlığı yok) olarak adlandırılan bir terim türemişti. Bankalar, işsiz veya geliri çok düşük olan, krediyi geri ödeme ihtimali neredeyse sıfır olan kişilere bile yüz binlerce dolarlık ev kredileri dağıtmaya başladı.
İşte yüksek faizli ve yüksek riskli bu borçlara "Eşik Altı Krediler" adı verildi. Bankalar bu riski neden mi aldı? Çünkü bu kredileri ellerinde tutmaya niyetleri yoktu.
Bankalar, geri ödenmeme riski çok yüksek olan bu eşik altı kredileri tek tek satmak yerine, binlercesini bir araya getirip devasa paketler oluşturdular. Bu paketlere Teminatlandırılmış Borç Yükümlülükleri (CDO - Collateralized Debt Obligations) gibi havalı ve karmaşık isimler verdiler.
Bunu basit bir "Elma Sepeti" analojisiyle açıklamak istiyorum: Elinizde büyük oranda çürük (ödenemeyecek krediler) elmalarla dolu bir sepet var. Bu sepeti kimseye satamazsınız. Ancak bankalar, bu çürük elmaların arasına birkaç tane de sağlam elma (güvenilir krediler) koyup sepetin üzerini parlak bir ambalajla kapladılar. Ardından, derecelendirme kuruluşları (Standard & Poor's, Moody's gibi) bu parlak paketlere sanki hepsi sağlam elmaymış gibi en yüksek güvenlik notu olan AAA ( Bu harfler şirketler ve ihraçlar için atanan rating notu skalasını temsil ediyor. AAA ve BBB yatırım yapılabilir anlamına gelir.) damgasını vurdu.
Dünyanın dört bir yanındaki yatırımcılar, emeklilik fonları ve devletler, bu AAA notuna güvenerek içi çürük elma dolu bu paketleri milyarlarca dolar ödeyerek satın aldı. Lehman Brothers, bu paketleri en çok üreten, alıp satan ve kendi kasasında biriktiren bankaların başını çekiyordu.

Lehman Brothers'ı asıl uçuruma sürükleyen şey, bankanın doymak bilmez risk iştahı ve kaldıraç sistemini suistimal etmesiydi. Kaldıraç, elinizdeki paranın çok üzerinde borçlanarak yatırım yapmaktır.
Krizden hemen önce Lehman Brothers'ın kaldıraç oranı inanılmaz bir seviyeye, 31'e 1 oranına ulaşmıştı. Bunun anlamı şudur: Cebinizde sadece 1.000 TL var, ancak bankadan 31.000 TL borç alıp toplam 32.000 TL'lik bir ev alıyorsunuz. Eğer o evin değeri sadece %3 düşerse (yaklaşık 1.000 TL değer kaybederse), cebinizdeki tüm ana para silinmiş olur ve teknik olarak iflas edersiniz.
Lehman Brothers, milyarlarca dolarlık zehirli varlıkları işte bu bıçak sırtı matematiksel oranla elinde tutuyordu. Kusursuz bir fırtınanın kopması için tek gereken, konut fiyatlarının birazcık düşmesiydi.
2006'nın sonlarında kaçınılmaz olan gerçekleşti; ABD'de konut balonu patladı. Ev fiyatları düşmeye başladı, faizler arttı ve NINJA olarak adlandırılan o riskli grup kredilerini ödeyememeye başladı.
İçi çürük elma dolu o parlak CDO paketlerinin değeri aniden sıfıra indi. Lehman Brothers'ın bilançosunda devasa bir karadelik açılmıştı. Şirketin yöneticileri, ABD Merkez Bankası'nın onları kurtaracağına inanıyordu. Çünkü sistemde Öğrenilemeyecek kadar büyük (Too big to fail) olanların batmasına göz yumulmazdı.
(İflas edemeyecek kadar büyük veya batmak için çok büyük veya başarısız olmak için çok büyük (‘Too big to fail), bankacılık ve finansta, belirli şirketlerin, özellikle finansal kurumların, o kadar büyük ve birbirine bağlı olduğunu ve başarısızlıklarının ekonomik sistem için daha büyük bir felaket olacağını ve bu nedenle de yaşamaları ve bunların potansiyel başarısızlıkla karşılaştıklarında hükümetler tarafından desteklenmeleri gerektiğini iddia eden bir kuram.)
Ancak Eylül 2008'deki o kritik hafta sonunda ABD hükümeti, vergi mükelleflerinin parasıyla bu kurumu kurtarmayı reddetti. Lehman, pazartesi sabahı piyasalar açılmadan hemen önce fişi çekti.

Lehman'ın batışı, finansal sistemde tam bir kriz etkisi yarattı. Lehman battığında, diğer bankalar paniğe kapıldı. Güven sıfırlandığı için bankalar birbirlerine borç vermeyi bıraktı. Bankalar arası sistem kilitlenince, reel sektör krediye ulaşamaz oldu. Otomobil fabrikaları malzeme alamadı, inşaat şirketleri işçilerinin maaşını ödeyemedi. Fabrikalar kapandı, şirketler küçülmeye gitti. İnsanlar işsiz kaldıkça harcamalarını kıstılar. ABD'deki bir matematiksel hata ve finansal açgözlülük; İzlanda'yı ulusal iflasa, Yunanistan'ı yıllarca sürecek bir krize, Avrupa ve Asya'yı ise derin bir ekonomik durgunluğa sürükledi.
2008 Küresel Finans Krizi, kontrolsüz kapitalizmin ve denetimsiz risk almanın faturasının ne kadar ağır olabileceğini bizlere gösterdi. Bu sarsıntının ardından devletler, bankaların bir daha bu kadar risk almasını engellemek için kuralları katılaştırdı.
Ancak en büyük değişim insanların zihninde yaşandı. Merkezi otoritelere, bankalara ve hükümetlerin para politikalarına olan güven onarılamaz bir yara aldı. Nitekim krizden sadece birkaç ay sonra, Ocak 2009'da, Satoshi Nakamoto adını kullanan gizemli bir kişi veya grup, hiçbir bankaya ve devlete bağlı olmayan, manipüle edilemez yeni bir finansal sistemin kodlarını yayınladı. Onun adı Bitcoin; bu, Lehman Brothers'ın küllerinden doğan yepyeni bir isyanın hikayesi. Sonraki yazılarımızda bu yeni sistemin tarihine, işleyişine ve geleceğine göz atacağız.