Alla Turca LogoAlla Turca
Kayıt OlGiriş Yap
Portre

Doğulu Bir Prens, Muasır Bir Mütefekkir: Said Halim Paşa

FÖFatih ÖZTÜRK
14 Aralık 2025(Güncellendi: 8 Ocak 2026)
•
8 dk okuma
Doğulu Bir Prens, Muasır Bir Mütefekkir: Said Halim Paşa

“Batı için her yol Roma’ya giderse, İslam Dünyası için de her yol Mekke’ye gider…’’

Said Halim Paşa

Osmanlı’nın güç kaybettiği, küresel iktidar merkezinin İslam topraklarından çıkıp Avrupa’ya doğru kaydığı, İmparatorluk topraklarının düvel-i muazzama tarafından taksim edildiği yıllarda dünyaya gözünü Kahire’de açan bir Prens, genç yaşta aldığı yüksek kaliteli tahsil sayesinde hem içinde doğup büyüdüğü Doğu’yu hem de gidip gördüğü Batı’yı çok iyi bilen bir mütefekkir, İmparatorluk tarihinin en zorlu yıllarında sadrazamlık yapmış bir devlet adamı, sürgün yıllarında Milli Mücadele’ye maddi destek bulabilmek için banka banka gezen bir vatansever ve ömrünün sonunda, Roma sokaklarında kahraman bir şehit Said Halim Paşa…

resized_0aaee-f37c4072mansetc

Kavalalı Hanedanının bir mensubu olan Said Halim Paşa, Prens Mehmed Abdülhalim Paşa’nın oğlu olarak 1864 yılında Kahire’de dünyaya geldi. Mısır; uğradığı Fransız ve İngiliz işgalleri ve akabinde başlayan Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın valiliği devrinde yaşanan modernleşme hareketiyle, elde ettiği askeri, siyasi ve iktisadi güç sebebiyle İmparatorluk içerisinde özel bir konuma sahipti. Mısır Valisi, diğer eyaletlerin valilerinden farklı tutuluyor, ‘’Hidiv’’ unvanıyla anılıyor ve İmpararatorluk içerisinde Mısır toprakları özelinde bir nevi sultanlık statüsünde bulunuyordu. Said Halim Paşa’nın babası ve Mısır Hidivliğinin varisi Prens Abdülhalim Paşa’nın Mısır Hidivi Kavalalı Mehmed Ali Paşa ile yaşadığı sorunlar hasebiyle varislikten azledilmesi, Paşa ve ailesinin 1870 yılında Kahire’den İstanbul’a taşınmasına yol açmıştı.

6 yaşında ailesi ile İstanbul’a göç eden ve henüz çocukluk yıllarında özel hocalardan aldığı eğitimle 2 Doğu (Arapça, Farsça) ve 2 Batı (İngilizce ve Fransızca) dilini iyi derecede öğrenen Said Halim Paşa, 15 yaşında yüksek tahsilini tamamlamak üzere İsviçre’ye gitti ve burada siyaset bilimi alanında eğitim aldı.

0x0-said-halim-pasa-ve-klasik-eseri-buhranlarimiz-1649401994730

Said Halim Paşa’nın Gençliği

1888 yılında İstanbul’a dönen Said Halim, döner dönmez Sultan Abdülhamid tarafından sivil paşa unvanı ve ikinci rütbe Mecîdî Nişanı verilerek Şura-yı Devlet azası olarak görevlendirildi. Bu görevleri esnasında entelektüel şahsiyeti ve çalışkanlığıyla ön plana çıkan Said Halim Paşa, 1900 yılında Rumeli Beylerbeyi olarak atanır. Rumeli Beylerbeyliği döneminde şahsı hakkında Yıldız’a gönderilen bir jurnal sonrasında yalısı aranır ve Paşa, sarayın hafiyeleri tarafından ciddi bir takibe alınır. Bu tarihten itibaren kardeşi Abbas Halim Paşa ile İstanbul’dan uzaklaştırıldıkları 1903 yılına kadar zamanının çoğunu yalısında geçiren Paşa, 1903’te önce Mısır’a ardından da Paris’e geçerek Jön Türklerle ilk doğrudan iletişimini burada kurar. Paris’te bulunduğu yıllarda Jön Türklere, Osmanlı Terakki ve İttihad Cemiyeti (İttihat ve Terakki Cemiyeti)’ne ciddi anlamda maddi ve manevi destekte bulunan Said Halim Paşa, 1906’da Cemiyet’in müfettişleri arasına seçilir.  II. Meşrutiyetin ilanına kadar Paris’te kalan Paşa, 1908’de ‘’hürriyetin’’ ilanıyla yeniden İstanbul’a döner.

e8816d85-664c-48f3-8534-8f59d97db0a0 (1)

Said Halim Paşa diğer İttihat ve Terakki mensubu paşalarla

Paris yıllarında Jön Türkler ve İttihatçılarla yakın bir ilişki içerisinde olan Paşa, II. Meşrutiyet’in ilanından hemen sonra, 1908 yılında gerçekleşen belediye seçimlerinde Yeniköy Belediye Başkanı olarak seçilir. Belediye Başkanlığı döneminde Cemiyet-i Tedrisiye-i İslamiye idare meclisi ve Merkez Bankası yönetim kurulu üyeliklerine atanır. 1909 yılında Selanik’te düzenlenen İttihat ve Terakki Kongresi’ne ayan üyesi sıfatıyla katılan Said Halim Paşa, 1912 yılında ‘’Şûrâ-yı Devlet Reisi’’ sıfatıyla Said Paşa kabinesine girer ve aynı yıl İttihat ve Terakki Cemiyeti genel sekreteri olarak seçilir. Bâb-ı Ali Baskını sonrası sadrazam olarak göreve gelen Mahmud Şevket Paşa’nın bir suikast ile öldürülmesi neticesinde boşalan sadrazamlık görevi Said Halim Paşa’ya tevdi edilir ve Paşa’nın 4 yıl sürecek sadrazamlık dönemi 17 Haziran 1913’te başlar. Paşa’nın sadareti döneminde alınan ilk kararlardan biri Balkan Harbi ile Osmanlı’nın elinden çıkan, İmparatorluğun ikinci başkenti Edirne’nin geri alınması kararıdır. Bu karar neticesinde Enver Paşa komutasındaki Osmanlı Ordusu 21 Temmuz 1913’te Edirne’ye girerek şehri Bulgar işgalinden kurtarır. Bu süreçteki başarısından dolayı bizzat Sultan Mehmed Reşad tarafından Said Halim Paşa’ya Murassa İmtiyaz Nişanı verilir.

GGPG1_1XcAErSwQ

Edirne’yi işgal eden Bulgar ordusu, Nisan 1913

Said Halim Paşa’nın sadrazamlığı döneminde yaşanan en önemli olay, hiç şüphesiz Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Cihan Harbine dahil olmasıdır. Dünyanın iki ayrı ittifaka bölündüğü yıllarda, Osmanlı Devleti’nin müttefik arayışı 2 Ağustos 1914’te Said Halim Paşa’nın yalısında Alman Büyükelçi Wangerheim ve Osmanlı Sadrazamı Said Halim Paşa arasında imzalanan bir antlaşma ile son bulur. Osmanlı Devleti, artık Almanya ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun müttefikidir. Müttefik anlaşmasının akabinde 29 Ekim’de Karadeniz’e geçen iki Alman zırhlısının Rus limanlarını bombalaması ile Osmanlı Devleti kendisini büyük bir harbin ortasında bulur. Bu saldırıdan habersiz olan Said Halim Paşa, istifasını Sultan V. Mehmed Reşad’a sunsa da Sultan’ın ısrarı ve savaşa girmemek için ilgili devletlerle görüşülerek uzlaşı zemini aranacağı yönünde kendisine verilen garanti karşılığında istifasını geri çeker. Rusya başta olmak üzere İtilaf Devletleri ile savaşa girmeyip tarafsız kalmak hususunda birtakım görüşmeler yapılsa da anlaşma ortamı sağlanamaz ve 2 Kasım’da Rusya, 5 Kasım’da İngiltere ve Fransa Osmanlı’ya karşı savaş ilan eder.

313136

Said Halim Paşa, Enver Paşa ile birlikte Sultan Reşad’ın hemen arkasında…

Cihan Harbi, Osmanlı Devleti’ni harici ve dahili düşmanlarına karşı bazı kararlar almaya mecbur eder. Bu doğrultuda alınan ilk karar, 11 Kasım’da yapılan ve İslam coğrafyasının belli bölümlerinde etkili olan ‘’Cihad-ı Ekber’’ çağrısıdır. Doğrudan İngiltere, Fransa ve Rusya başta olmak üzere tüm İtilaf Devletlerini hedef alan bu çağrıyı 1 Haziran 1915’te Ermenilere karşı alınan Tehcir kararı takip eder. Esasında devletin Rumeli tecrübesinden yola çıkarak Anadolu topraklarında Rumeli’de yaşananlara benzer bir Türk kıyımının önüne geçmek için aldığı tehcir kararı, savaşın kaybedilmesinin ardından birçok devlet adamının ‘’savaş suçlusu’’ olarak yargılanmasına yol açacaktır.

Paşa, 1917 yılında Dahiliye Nazırı Talat Paşa ile yaşadığı anlaşmazlıklar neticesinde sadrazamlık görevinden istifa eder.

312856-1927188059

İttihatçıların meşhur dahiliye nazırı; Talat Paşa

Mondros Mütarekesini takip eden günlerde Said Halim Paşa, Ermeni Tehcirinde taşıdığı sorumluluk sebebiyle İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin diğer önde gelen isimleriyle beraber Divan-ı Ali’ye verilir. Paşa’ya bu süreçte diğer Cemiyet liderleri gibi yurtdışına kaçması teklif edilse de Paşa, bu teklifleri kesin bir dille reddederek yazdığı bir takrir ile Divan-ı Harbi Örfi’de yargılanma talebinde bulunur. Payitaht’ın İtilaf Devletleri tarafından işgalinden önce Fransız Yüksek Komiseri d’Esperey tarafından Sadrazam Tevfik Paşa’ya verilen bir liste ile tutuklanması talep edilen kişiler arasında bulunan Said Halim Paşa, tutuklanarak önce Mondros’a ardından Osmanlı Devleti’nde askeri veya siyasi görev almış birçok önemli şahısla beraber Malta’ya sürgüne gönderilir. Paşa, Malta’da kaldığı dönemde ABD Başkanı Wilson’a, İngiltere Başbakanı George Lloyd’a ve Fransa Başbakanı Clemenceau’ya yazdığı mektuplarla muhataplarını Osmanlı Devleti’nin dünya barışı için vazgeçilmez bir durumda olduğu konusunda ikna etmeye ve bölgede kurulacak bir ‘’Büyük Ermenistan’’ devletinin yol açacağı sorunlar konusunda onları bilgilendirmeye çalışır. Paşa’nın mektupları neticesinde ABD Başkanı Wilson’ın Büyük Ermenistan’a dair bakış açısının değişmesi bu noktadaki başarısını ortaya koyacak niteliktedir.

Ekran Resmi 2025-12-14 22.23.44

Malta’da sürgün Osmanlılar (Seyhun Binzet Koleksiyonu) 

Devlet bünyesinde aldığı görevlerin ötesinde büyük bir mütefekkir olan ve İslamcılık hareketinin teorisyeni olarak nitelendirilebilecek Said Halim Paşa’nın fikirlerinin temelini ‘’İslamlaşmak’’ kavramı oluşturur. Paşa’ya göre Müslümanların kurtuluşu itikadi, ahlaki, içtimai ve siyasi anlamda özümüze dönmekte ve İslam’ın bu alanlara dair esaslarını hayatın her noktasında eksiksiz olarak uygulamaktadır. Şahsiyet olarak da tam bir denge insanı olarak tanımlanabilecek Paşa, kaba bir softalıkla geleneğe sarılmayı da Batı taklitçiliğiyle geleneğe savaş açılmasını ve Batılı kurumların birebir İslam Dünyasına uyarlanmasını da reddeder; çözümün geleneğin, çağın ihtiyaçlarına göre yenilenmesinde olduğuna inanır.

Said Halim Paşa’ya göre Müslüman kavimler içerisinde İslam’ı en iyi anlayan, çağın gerekliliklerine göre dine en iyi yorumu getiren topluluk Osmanlı Türkleridir. Paşa, bu başarının sebebini Türklerin İslamiyet öncesinde Farslar ya da Araplar gibi gelişmiş medeniyete sahip olmadıklarından İslam dinini ve medeniyetini bir bütün halinde kabul etmelerine ve eski geleneklerini İslam dinine dahil etmemelerine bağlıyordu. Paşa’ya göre Osmanlı Türkleri; önce doğulu kavimlerin etkisiyle, onların gelenek ve yorumlarını din olarak kabul etmeye başlayarak sonra da ‘’Osmanlı Rönesansı’’ ile Batılı kurumları, Batı düşüncesi ve medeniyetini taklit ederek İslam’dan uzaklaşmışlardı. Devletin içinde bulunduğu halin müsebbibi Osmanlıları İslam’ın özünden uzaklaştıran bu iki hareketti.

Ekran Resmi 2025-12-14 22.28.27

Paşa’ya göre Osmanlı’da yaşanan modernleşme hareketlerini başarıya ulaşmaktan alıkoyan, devleti çöküşe götüren hatalardan en büyüğü Osmanlı aydınlarının sosyal bilimler ve siyasi kurumların her toplumun sahip olduğu kültür ve tarihi arka plana uygun olarak kendine özgü bir biçimde geliştiğini atlamasıydı. Osmanlı topraklarında hayata geçirilmeye çalışılan modernleşme hareketleri sorunun teşhisi, tedavinin tespiti ve uygulamaya geçilmesi gibi safhaları yok sayarak Batı’da başarılı olmuş ve orada yaşanan sorunları çözmüş bazı uygulamaların taklidinden ibaret kalıyordu. Osmanlı İmparatorluğu’nun Batı’ya göre farklı bir toplum yapısına, farklı sorunlara ve doğal olarak farklı çözümlere sahip olduğunun atlanması modernleşme hareketlerini mağlubiyete mahkûm ediyordu.

Ve Şehadet…

29 Nisan 1921’de, üzerine atılan su��lardan beraat eden Paşa, Malta’dan ayrıldı. Paşa’nın isteği İstanbul, Anadolu ya da Mısır’a dönmek olsa İstanbul ve Mısır’ın İngiliz işgali altında olması ve Anadolu’ya geçişine müsaade edilmemesi Paşa’yı Roma’da ikamet etmeye mecbur bıraktı.

Said Halim Paşa için durmak, teslim olmak demekti. O, gurbetin kucağında dahi Anadolu’da şahlanan Milli Mücadele’ye destek olmak için çırpındı. İstiklal Harbine bağışlamak amacıyla İtalyan bankalarıyla iki milyon sterlinlik bir borç anlaşmasının altına imza attığı gün, Paşa’nın vatanseverliğinin şehadetle mühürlendiği gün oldu. İmzanın mürekkebi henüz kurumadan, karanlık bir el uzandı Roma’nın sokaklarına. Ermeni komitacı Arşavir Şıracıyan’ın tetiğinden çıkan o hain kurşun, sadece bir devlet adamının gövdesini değil, büyük bir mütefekkiri, kahraman bir vatanseveri hedef almıştı. Paşa, Roma semalarına bir şehadet nidası bırakarak dar-ı bekaya irtihal etti.

Bu menfur cinayet, tarihin sayfalarına Nemesis Operasyonu’nun kanlı bir halkası olarak geçti. Tıpkı Talat ve Cemal Paşalar gibi, Said Halim Paşa da bir intikam senaryosunun kurbanı seçilmişti. Fakat şahadet, fani bir bedenin sonu değil, bir ismin ölümsüzlüğe attığı ilk adım, cennete çırpılan ilk kanattı.

Roma’da şehit edilen Said Halim Paşa’nın naaşı cenaze işlemlerinin ve ilgili diplomatik süreçlerin tamamlanmasının ardından İstanbul’a nakledilerek 1922 yılı Ocak ayının son günlerinde II. Mahmud Türbesi’nin bahçesine defnedildi.

resized_3fcc5-aa409c94resized_174a41d37532esanduka6

Paşa’nın Divanyolunda, 2. Mahmut türbesi haziresindeki kabri

‘‘Güzîde-i vüzerâ sadr ı esbak-ı efham

Edip Cemâl-i Cenâb-ı Hüdâ’ya doğru nigâh

Şehlâ düştü şehîdân-ı Kerbelâ şâhid

Bilhakkı «Eşhedü ellâ ilahe illâllah»

Edeble gel oku târîh-i zî-şehâdetini

Olâ şehîd-i Sa’îd’e bihîşt cevlân-gâh’’

                                                        Üsküdarlı Talat Bey

 

 

KAYNAKÇA

1.        Işık, Vahdettin, ‘’Said Halim Paşa’’, Ketebe, 2021

2.        Işık, Vahdettin, ‘’Said Halim Paşa Külliyatı’’, Ketebe, 2019

3.        Kara, İsmail, İslamcıların Siyasi Düşünceleri I, Dergah, 1994

4.        TDV Diyanet İslam Ansiklopedisi, Said Halim Paşa

5.        TDV Diyanet İslam Ansiklopedisi, Kavalalı Mehmed Ali Paşa

Paylaş

Yorumlar (1)

Yorum yapmak için giriş yapın

Düşüncelerinizi paylaşmak ve tartışmalara katılmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

Kayıt OlGiriş Yap
MK
M Talha Kor16 Aralık 2025
Elinize sağlık, bi çırpıda bitti. Modern Türkiye'de kıymetli bilinmeyen nice Münevverlerimizden biri halbuki..
logo

Alla Turca

© 2026. Tüm hakları sınıfa aittir.