Beşinci Raşid Halifeye Vefa

Bazı İslam tarihçilerinin beşinci raşid halife saydıkları Ömer bin Abdulaziz, siyasi tasarrufları, zühdü ve samimi dindarlığı ile vefatından sonra efsanaleşmiş, ismi menkibelere karışmıştı. Diğer Emevi halifelerinin aksine yalnız taraftarları tarafından değil muhalifleri tarafından da ihtiram görmüş, ismi etrafında ve ahlakına şahitlikte bir mutabakat oluşmuştu. Tüm bunları sadece üç yıllık hilafetine sığdırmıştı. Şaibeli erken vefatından sonra kendisine, hayatı yaşama tarzına muvafık mütevazi bir kabir inşa edilmişti. O zaman Humus’a bağlı olan bugün ise İdlib’in Maarratünnuman ilçesinde bulunan kabir, asırlar boyunca tüm ziyaretçilerinden ihtiram görmüş ve Emevilerin bu muhterem halifesi bir dinginlik içinde hesap gününü beklemişti. Günümüze kadar tüm sadeliği ile ulaşan kabir, haçlı seferlerinde bile görülmedik bir muameleyle Suriye iç savaşında karşılaşmıştı. Devrik rejimi desteklemek için Suriye’ye getirilen İran güdümlü çeteler, 2020 yılında tarihi Maaratünnuman’ı yerle bir edip hayalet bir kente dönüştürdükten sonra meşum ellerini halifenin kabrine de uzatmışlardı. Kabri kazmışlar ve kabrin içinde bulunan türbenin büyük bir kısmını yakmışlardı. Bu haber rejimin resmi haber ajansı Sana’da “teröristlerin kalıntıları kazanıyor” başlığı ile duyrulmuştu.

Maarratünnuman kasabası Haçlılardan bin yıl sonra ikinci kez devrik rejim zamanında yerle bir edilmişti
Suriye iç savaşını, Suriye halkının büyük çoğunluğunun desteğini alan muhaliflerin kazanması ve sabık rejimin yıkılmasıyla savaşın bilançosu da net bir şekilde ortaya çıkmıştı. Türkiye’den birçok ziyaretçi Suriye’ye akın etmiş yıllarca süren hasret son bulmuştu. Türklerin nezdinde de hem Hz. Ömer’in torunu olduğu için hem ehli beyte muhabbetinden hem de adaletinden dolayı çok sevilen halife Ömer bin Abdulaziz’in kabrinin manzarası ziyaretçilerinin kalplerini mahzun etmişti.

Kabrin İran destekli eşkiya milislerin saldırısından sonraki hali
Henüz Suriye halkının zaferinin üzerinden bir yıl geçmeden Türk hayırseverler kabre yardım ellerini uzattılar. Suriyeli yetkili makamlarla birlikte kabir kısa bir süre içerisinde önceki sadeliğine yakışır bir tadilattan geçirildi. Ankara’da bulunan Kalem Vakfı’nın üstlendiği inşaat hayırseverlerin himmet ve gayretleriyle öngörülenden kısa bir sürede tamamlandı. Kabirler camekan koruma içine alındı. Türbe ve türbenin yanındaki mescid, mütevazılığı zedelenmeden şık bir restorasyondan geçirildi. Tadilatı biten kabrin ve külliyenin resmî açılışı, 4 Aralık perşembe günü yapıldı. Açılışa Türkiye’den Osman Nuri Topbaş Hocaefendi başta olmak üzere geniş bir heyet katıldı. Külliye dualarla birlikte açılarak Suriye halkına emanet edildi.

Ömer bin Abdulaziz, 680 yılında Medine’de doğmuştu. Tabiîn ismi verilen nesildendi. Sahabeden dayısı Abdullah bin Ömer başta olmak üzere dersler almış, gençliğini ilim halkalarında geçirmişti. İlim meclislerinde serpildikten sonra Şam’a çağrılan Ömer, Emevi Halifesi Abdulmelik’in kızıyla evlendirilmişti. Halife, ahlakını sevdiği bu akrabasını Hicaz valiliğine tayin etmişti. Medine’de birçok icraate kolları sıvayan Vali Ömer bin Abdulaziz, özellikle Emevilerin zalimliğiyle meşhur valisi Yusuf es-Sekafi’yi eleştirdiği için görevden alınmıştı. Şam’a dönen Ömer bin Abdulaziz burada hilafet makamının danışmanlarından olmuştu. Halife Abdulmelik’ten sonra oğlu Velid hilafet makamına geçmiş onun ardından da kardeşi Süleyman bu makama oturmuştu. Velid sağlığında veliahd olarak hakkı olduğu halde Süleyman yerine kendi oğlunu veliahd etmek isteyinde Ömer bin Abdulaziz buna şiddetle karşı çıkmıştı. Bu nedenle Süleyman büyük oğlu öldüğü için sağlığında başka oğulları ve akrabaları olduğu halde hilafeti Ömer bin Abdulaziz’e vasiyet etmişti. Böyle bir göreve gönüllü olmadığı halde hilafetin ateşten gömleğini giymek zorunda kalan yeni halife üç yıl süren hilafeti boyunca birçok hayır faaliyetinde bulunmuştu.

Rejimin devrilmesinden sonra ilk ziyaretimizde türbenin durumu
Sarayın harcamalarını kısan Ömer bin Abdulaziz, sıradan bir Müslüman olarak yaşamıştı. Dedesi Hz. Ömer’in uygulamlarını örnek almış, onun dönemindeki uygulamaları yazdırarak bu uygulamalara benzer faaliyetlere girişmişti. Adı zulme ve yolsuzluklara karışan valileri görevden almıştı. Memurlukta liyakatla birlikte dindarlığı da esas olarak kabul etmiş, atamalarında kabile bağlarını ya da başka çıkar ilişkilerini bir köşeye atmıştı. Özellikle Emevi ailesi içinde yaptığı ve ciddi bir dirençle karşılanan iktisadi kısıtlamalar kendisine karşı yoğun bir aile içi muhalefet başlatmıştı. Halife Ömer, kronik olarak Emevi iktidarına muhalif olan gruplarla da temas kurmuş onların da gönüllerini kazanmıştı. Ehl-i Beyt’i önemsemiş, onlara hediyeler göndermişti. Haricilerle anlaşmış yıllardır süregelen mevali üzerindeki baskıları hafifletmişti. Türkler ve Farslar gibi sonradan Müslüman olan gruplardan Arap olmadıkları için alınan vergileri kaldırmış bu da halifenin ayrı bir sevgiyle ihtiram görmesine neden olmuştu. Halifenin giriştiği iktisadi ıslah faaliyetinden sonra halk içinde ekonomik denge sağlanmış, İslam tarihine geçen “zekat vermeye uygun fakir kalmamıştı” darb-ı meseli dillerde dolanmaya başlamıştı. Şam’ın uzağında mütevazi bir hayat süren halife bazı iddialara göre rakipleri tarafından zehirlenmişti. 720 yılında 40 yaşında dâr-ı bekâya irtihal eden halifenin naaşı yine yaşadığı mütevazi kasabaya defnedilmişti.

Örnek bir hayatla idare süren Ömer bin Abdulaziz’in kabrini savaştan hemen sonra ziyaret eden ekibimiz de gördükleri manzara karşısında mahzun olmuşlardı. Bu kıymetli tadilattan dolayı hayırsever işadamlarını tebrik eder, sadakalarının kendilerine iki cihan azığı olmasını rabbimizden niyaz ederiz.