Alla Turca LogoAlla Turca
Kayıt OlGiriş Yap
Kültür - Sanat

Arap Müziğine Alışılmışın Dışında Bir Yaklaşım: Marcel Khalife

AİAsım İnan
18 Aralık 2025
•
5 dk okuma
Arap Müziğine Alışılmışın Dışında Bir Yaklaşım: Marcel Khalife

Yeryüzünde an itibariyle 23 ülkede Arapça resmî dil olarak kullanılmakta. Arap Yarımadası, Kuzey Afrika, Körfez ülkeleri, Mağrib, Maşrik, Biladü’ş Şam ve ana dil olarak Arapça konuşan yaklaşık 420 ila 430 Milyon civarındaki nüfus. Dünya dilleri arasında en çok konuşulan ilk beş dilden biri. Aynı zamanda İslamiyet’in de kurumsal dili olarak tanımlandığında, yaklaşık dünya nüfusunun %25’inin de doğrudan veya dolaylı olarak muhatap olduğu bir dil.

Arabic_Dispersion.svg

Çoğunlukla Arapça konuşulan yerler koyu yeşil, çoğunluk olmasa da Arapça konuşulan yerler açık yeşil

Bu itibarla Arap müziği, sanatı ve edebiyatı gibi olgular da çok geniş kitlelere hitap ediyor. Özellikle şiir ve müzikte Arapların ulaştığı nokta hatırı ve niteliği sayılır, saygın bir noktadır. Dil olarak da belâgat ve hitabetin uygulanabilirliği ve pratiği açısından oldukça da efektif bir yapısı vardır Arapçanın. Arap müziğinde iş, tabii olarak belâgat ve hitabetten soyutlanır ve asli unsur ahenk olur.

Arap müziği geniş coğrafyaların, tarihsel hafızaların ve çok katmanlı kültürel akışların taşıyıcısı olarak değerlendirilebilir; fakat çoğu dinleyici için bu zenginlik, dar bir bakış açısından okunur. “Arap müziği” denildiğinde tek bir tını, tek bir makam, tek bir duygu hâkimmiş gibi algılanır: hüzünlü bir ud, uzun bir melizma, ağır bir ritim. Oysa bu dar açı, gerçekliği yalnızca bir çerçeve içine sıkıştırır; o çerçevenin dışında kalan sesler, kültürel ve sosyolojik anlamlar görünmez olur. Arap müziğine yönelik bu klasik bakışı haklı kılan gerçeklikler de var elbette. Arap musikisi yüzyıllar boyunca makamsal bilinç, sözlü gelenek ve güçlü bir sahne kültürü üzerine inşa edildi. Ümmü Gülsüm’ün sabırlı vokal kıvrımları, Feyruz’un sisli sabahları andıran ses rengi ya da Muhammed Abdu’nun klasik formlara bağlılık içindeki modern yorumları, Arap müziğinin hem sürekliliğini hem de dönüşümünü temsil eden kilometre taşlarıdır.

Mohamedabdu_young

Muhammed Abdu, Suudi Arabistan doğumlu meşhur sanatçı…

Modern Arap müziğindeki anlam ve düzlem arayışı bizdeki kadar uzun sürmedi diyebiliriz. Klasiğe olan sadakatin bunu mümkün kıldığı ise su götürmez bir gerçek. Dinlediğimiz tüm türlerde klasik esintilere bir şekilde rastlıyoruz. Ali Farka Toure açıp Arap Blues’u dinlediğinizde de, Şeyh El Tuni’den Arap Flamenco’su dinlediğinizde de, Nancy Ajram’dan bir pop şarkı dinlediğinizde de, Cheb Khaled’den, ki “Rai” tarzını bir mahalle müziği tarzından küresel bir tarza taşımıştır, bir isyan şarkısı dinlediğinizde de alttan alta hep o klasik tınıyı alırsınız, hissedersiniz. Arap müziğinin tekâmülünü ve teşmilini sağlayan yegâne şey budur, kadim olanı muhafaza etmek.

Marcel Khalife’nin de başarısını ortaya koyan en önemli unsurlardan biri bu belki de. Lübnanlı besteci, ud virtüözü ve şair ruhlu bir müzisyen olarak Khalife, hem gelenekle bağını korur hem de ona meydan okur. Marcel Khalife’yi değerlendirmek, Arap musikisine standart bir çerçeveden bakmanın neden yetersiz olduğunu anlamak için verimli bir başlangıçtır. Diğer fenomenlerden farklı olarak Marcel Khalife’de siyasi, sosyolojik, ekonomik birçok meseleyi sanatın tam orta yerinde görürsünüz. Aynı Feyruz gibi o da Lübnanlı bir Nasranî, fakat daha vicdanlı. Özgürlüğü ve direnişi sanatına daha ziyade yansıtmış. Marcel’in ünlü Filistinli Şair Mahmud Derviş ile çok yakın bir ilişkisi vardı. Mahmud Derviş’in birçok şiirini bestelemiştir. Mahmud Derviş ki, Arap şiirinin en büyük ve en etkili temsilcilerinden biridir. “Jawaz Al Safar”, “Ana Yusif Ya Ebi”, “Annem”, “Rita ve Tüfek” gibi birçok şiiri Marcel Khalife tarafından bestelenmiştir.

mahmoud_darwish_510621_highres

Mahmut Derviş Filistinli, ödüllü, dünya çapında tanınmış şair ve yazar

Bu eserler, vokal-müzikal kompozisyonun ötesinde birer politik bildiri niteliği taşır. Derviş’in şiirlerindeki hüzün, sürgün, direniş ve aşk, Khalife’nin melodilerinin içinde yeni bir biçim kazanır.

Khalife'nin Filistin direnişine verdiği açık destek, Lübnan savaşının kuşattığı günlerde barışın sesini üretme çabası ve sansürle mücadelesi, onu yalnızca bir müzisyen değil, Arap dünyasının vicdanı haline getirir.

Khalife’nin müziğinde üç temel çizgi oldukça belirgindir:

·       Geleneksel makam sistemini bir çerçeveden çok bir hareket alanı olarak kullanması.

·       Modern armoniler, çağdaş kompozisyon teknikleri ve Batı enstrümantasyonuyla kendi ses evrenini kurması.

·       Filistin meselesi başta olmak üzere, Arap kimliğine dair politik ve insani duyarlılığı müziğin derinlerine işlemesi.

thumbs_b_c_a3e368ce0e6eca38e296261fe5321ed6

Kültürler arası etkileşimin hızlandığı çağımızda Arap musikisinin kimi alanlarda “dünya müziği” kategorisine sıkıştırılması, Arap müziğine dair bu dar bakışın başka bir versiyonudur. Her şeyin “kolay tüketilebilir” hâle geldiği bu sahada, Arap müziği çoğu zaman egzotik bir fon olarak algılanır. Oysa Khalife gibi sanatçılar, bu standardizasyonun içinde özgünlüğü korumanın da bir direnç formu olduğunu hatırlatır.

Khalife’nin evrenselleşmesi, köklerini inkâr ederek değil, köklerini derinleştirerek gerçekleşmiştir. Bu da Arap müziğinin, dar açıyla sıkıştırılamayacak kadar geniş bir kültürel okuma gerektirdiğini gösterir.

Arap müziğini anlamaya yönelik alışılmış yaklaşımlar çoğu zaman biçimsel unsurlarla sınırlı kalırken, bu müziğin taşıdığı tarihsel hafıza, toplumsal yük ve etik boyut gözden kaçırılmaktadır. Oysa Arap müziği, yalnızca duyulan bir ses değil; yaşanan, hatırlanan ve aktarılan bir tecrübedir. Marcel Khalife fenomeni, bu tecrübenin dar estetik kalıplara sığdırılamayacağını güçlü biçimde hatırlatır.

ep24-issam-hajali-marcel-khalife-img-issam-hajali-marcel-khalife-2

Khalife’nin sanatsal çizgisi, Arap müziğinin modernleşme sürecinde karşı karşıya kaldığı temel gerilimi berraklaştırır: kökleri koruyarak yenilenmek. Bu gerilim, onun eserlerinde bir çatışma değil; üretken bir denge hâline gelir. Makam, melodik bir zorunluluk olmaktan çıkarak düşünsel bir imkâna dönüşür; şiir ise müziğin süsü değil, vicdanı olur. Mahmud Derviş’le kurduğu derin bağ sayesinde Khalife, bireysel estetikten kolektif hafızaya uzanan bir hat inşa eder. Bu hat üzerinde müzik, yalnızca duyguları değil, sorumlulukları da taşır.

 Khalife’nin müziğini özgün kılan esas unsur, politik olanı sloganlaştırmadan, estetik olanı steril hâle getirmeden bir arada tutabilmesidir. Onun eserlerinde direniş bağırmaz; ama susmaz da. Sürgün dramatize edilmez; fakat hafızadan silinmesine de izin verilmez. Bu nedenle Khalife, Arap dünyasında bir sanatçıdan ziyade, etik bir referans noktası olarak konumlanır.

556094679_1344092367081481_8101954377303147277_n

Son kertede Marcel Khalife, Arap müziğinin yalnızca geçmişine değil, geleceğine de dair güçlü bir önerme sunar. Müziğiyle, küreselleşmenin tek tipleştirici baskısı karşısında yerelliğin içe kapanmak zorunda olmadığını; aksine, derinleşerek evrenselleşebileceğini gösterir. Bu yönüyle Khalife fenomeni, Arap müziğini dar açılardan kurtaran bir istisna değil, onu yeniden düşünmeye çağıran kalıcı bir imkân olarak değerlendirilmelidir.

Paylaş

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapın

Düşüncelerinizi paylaşmak ve tartışmalara katılmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

Kayıt OlGiriş Yap
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!
logo

Alla Turca

© 2026. Tüm hakları sınıfa aittir.