Amerika Siyasetine Giriş 1-Lobicilik

ABD politik sistemi, üzerinde en çok tartışılan ve analiz yapılan hükümet modellerinin başında gelir. Bu hususun nedeni, ABD siyasal düzeninin mükemmel işlemesi veya akademik olarak ilgi çekici olması değildir. ABD’de alınan kararların ve orada yürütülen politika üretim süreçlerinin; politik, ekonomik ve sosyal çıktılarının dünyanın dört bir yanını etkiliyor olmasıdır. Bu bağlamda bir Amerikalının oyu; Türkiye’ye süt tozu, İngiltere’ye politik destek veya Irak’a bir füze olarak dönebilmektedir. Neticede Amerikan siyasetine duyulan ilgi, entelektüel merak düzeyini ve siyaset biliminin soğuk analizlerle dolu makalelerini aşarak, toplumsal düzeyde de çekici bir konu hâline gelmektedir. Bu itibarla, söz konusu mesele bizim açımızdan da önem arzediyor.
Bu yazı özetle ABD siyasal sistemini, temel kurumları, kilit pozisyonları ve lobicilik üzerine bir giriş yapmayı amaçlıyor. ABD’deki önemli siyasi olaylar, kurumlar, siyasiler, lobiler ve lobilerin arka planları, başarı ve başarısızlıklarına dair daha detaylı yazılar da zamanla yazı dizisi halinde yayınlanacaktır.
Amerika Birleşik Devletleri’nin siyasi teşkilatı, güçlü bir felsefi altyapıya sahiptir. Avrupa’da “Aydınlanmacı” olarak tanımlanan fikir hareketlerinin kurucularının siyasal düşünceleri ABD’de geniş bir uygulama alanı bulmuştur. Örneğin “Founding Fathers” olarak anılan kurucu kadronun önemli isimlerinden Thomas Jefferson tarafından kaleme alınan Bağımsızlık Bildirgesi’ndeki “Yaşam, Özgürlük ve Mutluluğun Arayışı” kavramları John Locke’un doğal haklar anlayışından uyarlanmıştır. Günümüzde ABD’de güçlerin dengesi üzerine kurulu bir anayasal yapı mevcuttur. Bu fikir de Montesquieu tarafından savunulan güçler ayrılığı ilkesine dayanmaktadır. Sistem üç erk arasındaki denge üzerine kuruludur.

Thomas Jefferson, ö.1876, 3.ABD başkanı
Yürütme: Başkan (Beyaz Saray) yürütmenin başıdır ve dört yılda bir başkanlık seçimleri yapılır. Başkan aynı anda hem devlet başkanı hem hükümet başkanı hem de silahlı kuvvetlerin başkomutanıdır. Bu yetkileriyle son derece güçlü bir konuma sahiptir. Başkanın temel sorumlulukları; hükümeti kurmak, federal kurumları denetlemek, dış politika ve savunma konularında karar almak, Kongre yasalarını imzalamak veya veto etmek şeklinde özetlenebilir. Bir başkan en fazla iki dönem seçilebilmektedir.
Yasama: Başkanın sistemdeki merkezi rolü, Senato ve Temsilciler Meclisi olarak ikiye ayrılan Kongre tarafından dengelenir. Başkan ve yasama erkinin farklı dönemlerde seçilmesi, Amerikan siyasetinde denetleyicilik açısından önemlidir. Zira çoğu zaman Başkan ile Meclis çoğunluğunu elinde bulunduran parti karşı karşıya gelebilmektedir. Eş zamanlı seçimlerin olduğu ülkelerde ise genellikle hükümet ve meclis aynı siyasi grup tarafından kontrol edilmektedir.
Senato: Her eyaletten, nüfusa bakılmaksızın seçilen ikişer üyeden oluşur. Dış antlaşmalar ve üst düzey atamalarda önemli yetkilere sahip, dengeleyici bir üst meclis olarak tasarlanmıştır. Senatörler 6 yıllık dönemler için seçilmektedir.
Temsilciler Meclisi: Nüfusa dayalı bölgeleri temsilen iki yılda bir yapılan seçimlerle daha hızlı siyasi değişimlere yanıt verecek şekilde şekillenir.

Yapımına 1793’te başlanan Kongre binası
Yargı: Bu üçlü denge sisteminin tamamlayıcı unsuru bağımsız yargıdır. Halk tarafından doğrudan seçilmeyen tek unsur, en üst yargı organı olan Yüksek Mahkeme üyeleridir. Yargının askerî veya finansal bir gücü olmaması nedeniyle yargıçların ömür boyu görev yapması sağlanmış, böylece toplumun geçici beklenti ve eğilimlerinden etkilenmeyen, yalnızca anayasaya bağlı bağımsız bir yapı hedeflenmiştir.
Felsefi altyapı dışında, bu güçler dengesi Amerika’da pratik olarak da sistemin işlemesini temin etmektedir. Hiçbir erk tek başına hareket edemez; bu durum erklerin birbirine karşı sorumlu olduğu -kimi zaman yavaş işlese de- güçlü dengeleme sayesinde istikrarlı bir mekanizma ortaya çıkaran bir sistem yaratmaktadır.
Çoğu Amerikalı politikacı kariyerine Washington’da başlamaz. Siyasi yaşam genellikle yerel veya eyalet düzeyinde şehir meclisleri, belediye başkanlıkları, eyalet yasama organları veya valiliklerde başlar. Bu erken dönem roller; görünürlük, politika deneyimi, bağışçı ağları ve parti içi etki alanı oluşturmayı sağlar. Bu aşamalardan sonra az sayıda siyasetçi, ulusal düzeyde tanınırlık kazanarak başkanlık kampanyalarını destekleyecek güce ulaşır. Teknik olarak ABD’de politik kariyerler; meşruiyet inşası, ağ kurma ve stratejik ilerleme gibi katmanlı bir süreçle şekillenir. Gerek yerelde gerekse federal düzeyde ilerleyen bu kariyer yolculuğu içerisinde Amerikan politikacılarının en büyük destekçileri ise lobiler ve lobicilerdir.

Lobicilik, kamu görevlilerini ve yasama süreçlerini etkilemeye yönelik organize çabaları ifade eder. Lobiciler genellikle eski politikacılar, politika uzmanları ve avukatlar gibi toplumda itibarlı kimselerden oluşur. Çeşitli endüstrileri, şirketleri, yabancı hükümetleri ve ideolojik grupları temsil eden lobi yapıları bulunmaktadır. Bu grupların etkisi, uzmanlık alanlarındaki bilgi birikimleri ve güçlü network kapasitelerinden gelir. Bu güçleri doğrultusunda lobiler; tartışmaları şekillendirme, yasa taslakları önerme ve siyasi kampanyalar için finansal ve kamusal destek sağlama gücüne sahip olurlar.
Bazı lobi grupları zamanla diğerlerine göre çok daha büyük güç kazanarak lobicilik ve Amerikan siyasetinin işleyişine dair yeni tartışmaları tetiklemiştir. Bunların başında gelen AIPAC, ABD’nin İsrail’e yönelik askeri ve diplomatik desteğine uzun vadeli iki partili destek sağlamada son derece etkili olmuştur. Ulusal Tüfek Derneği (NRA) ise muhalefetin güçlendiği dönemlerde bile kamuoyunu ve siyasi iradeyi silah kontrol yasaları konusunda yönlendirmeyi başarmıştır. İlaç endüstrisi lobileri ise sağlık sisteminin reform edilmesini engellemekle suçlanmaktadır.

Tüm bu süreçlerin doğal sonucu olarak lobicilik dünyası, zaman zaman büyük skandalların da kaynağı olmuştur. 2000’lerin ortalarındaki Jack Abramoff davası, birden fazla kongre üyesini suçlayan ve Kongre etiğindeki sistematik zaafları ortaya koyan rüşvet, etki pazarlaması ve yolsuzluk ağıyla büyük yankı uyandırmıştır. Kamu görevlilerinin görevlerinden ayrıldıktan sonra yüksek maaşlı lobi şirketlerinde çalışarak eski nüfuzlarını kullanmaları ise “Döner Kapı” sistemi olarak adlandırılmakta ve yoğun eleştiri almaktadır.
ABD siyasal sistemi, tarihsel mirası, kurumsal yapısı ve güçler ayrılığına dayanan denge-denetleme mekanizmalarıyla etkili yönetim modellerinden biri olmayı sürdürmektedir. Ancak siyasetin karar alıcı aktörlerini şekillendiren lobicilik faaliyetleri, sistemin hem işleyişindeki etkinliğini hem de demokratik meşruiyetini sürekli tartışma konusu hâline getirmektedir. Bu nedenle Amerikan siyasal düzenini anlamak, yalnızca kurumları ve hukuki yapıyı analiz etmekle değil; aynı zamanda bu kurumların arkasındaki çıkar ağlarını, lobi gruplarını ve güç ilişkilerini doğru okumakla mümkündür. Biz de bir dizi yazı ve videolar ile çıkar gruplarını ve onların siyaseti etkilemede kullandıkları araçlarını masaya yatıracağız.
Yorumlar (1)
Yorum yapmak için giriş yapın
Düşüncelerinizi paylaşmak ve tartışmalara katılmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.