Alla Turca LogoAlla Turca
Kayıt OlGiriş Yap
Tarih

1. Dünya Savaşında Nasıl Propaganda Yapıldı?

HBHasan Bakır
12 Aralık 2025
•
7 dk okuma
1. Dünya Savaşında Nasıl Propaganda Yapıldı?

“Savaş, bastırılmış dürtüleri açığa çıkarma ve bunların doğrudan dışavurumlarını sağlama konusunda geniş kapasiteleri olan bir etki türüdür.”

Harold D. Lasswell – 1927

Savaş, adeta bir kıyma makinesi gibi insanlığı öğütürken bu kan denizine yeni bedenlerin ikna edilmesi gerekiyordu. İnsanlar, çoğu zaman kendilerine ait olmayan bir dava uğruna bedel ödemeye razı edilmeliydi. Kendi evlatlarının bu kıyma makinesinde öğütülmesini kabullenmeleri isteniyordu. Bu noktada devreye propaganda girdi. İnsanlık, farkına bile varmadan adeta bir ameliyat masasına yatırıldı; inançları, değerleri ve davranışları sistematik biçimde incelendi. Hangi inanç ne işe yarar? Hangi korku hangi yönlendirmeyi sağlar? Egemen güçler, bireyi bir insan olarak değil, hedefe giden yolda sadece bir taş olarak gördü ve öyle davrandı. Artık önemli olan bireyin ne düşündüğü değil, neyi nasıl düşüneceğinin belirlenmesiydi. Düşüncenin sınırları, iktidarın çizdiği çerçeveyle şekilleniyordu.

Savaş ve propaganda dendiği zaman ilk akla gelen, II. Dünya Savaşı ve Nazi Propagandasıdır. I. Dünya Savaşı ne yazık ki Holokost endüstrisinden gelen Nazi nefreti yüzünden gölgede kalmıştır. Aslında I. Dünya Savaşı’nda yürütülen propaganda faaliyetleri II. Dünya Savaşı’nı etkilediği gibi bugün bile benzer yöntemler farklı araçlarla kullanılmaktadır. Harold D. Lasswell’in 1927 yılında kaleme aldığı “Dünya Savaşında Propaganda Teknikleri” adlı eseri, döneminde yapılan propaganda faaliyetlerini bize gösterdiği gibi savaşın sadece insan öldürmekten ibaret olmadığını da anlatmaktadır.

61xOXXTobKL._UF894,1000_QL80_

Lasswell, modern savaşı üç farklı cepheye ayırır: İlki askeri cephede yürütülen, düşmanı demir yumruk ile ezen savaşlardır. İkincisi düşmanı boğan ve yeri geldiğinde anlaşmaya mecbur bırakan ekonomik yaptırımlar ve ambargolardır. Üçüncüsü ise hiç şüphesiz propagandadır. Propaganda sayesinde insanlar ikna edilir, düşmanın şevki kırılır veya kötü olan gidişat daha iyi bir durumdaymış gibi gösterilebilir. Fakat yapılan propagandanın sahadaki gerçekliğe uygun olması gerekmektedir. Kazanılmamış bir zaferin propagandası sürdürülemez. Bu yüzden propaganda, sahadaki gerçeklikle uyumlu olmalı, gerçekleri gizlemek yerine onun nasıl karşılanacağını belirlemeye çalışmalıdır. Bu yüzdendir ki Lasswell, “propagandanın en düşük zekâdan en keskin zekâya kadar her kesime hitap etmesi gerektiğini” söyler. “Propaganda personeli, hitap etmeleri gereken grubun içyapısını iyi bilen kişiler arasından seçilmelidir” der.

TCB_475_YK09

Radyo vericisi taşıyan bir süvarı - 1. Dünya Savaşı

Lasswell, propagandanın dört amacından bahseder: Düşmana karşı nefreti harekete geçirmek, tarafsızlarla ve müttefiklerle iyi ilişkiler yürütmek, tarafsızları düşmana karşı kışkırtmak ve düşmanın moralini bozmak. Başarılı bir propaganda için bu dört ayağın da sağlam olması gerekmektedir. Her bir başlığı aşağıda inceleyelim:

“Düşmana karşı nefreti harekete geçirmek.” Lasswell, modern uluslarda savaşa karşı psikolojik direncin çok güçlü olduğundan bahseder. Bu direncin kırılabilmesi içinse savaşın tehditkâr ve katil bir saldırgana karşı verilmesi gerekmektedir. Halkın nefret edeceği kişi ya da grup belirgin olmalı ve üzerinde hiçbir belirsizlik olmamalıdır. Suçlu ve masum net bir şekilde seçilebilir olmalıdır. Oluşturulan stereotip o kadar güçlü olmalıdır ki, devamında gelebilecek her türlü kötülük o düşman unsurla özdeşleştirilebilsin. Savaş, yöneticilerin veya sermaye sahiplerinin kişisel tercihinden çok, “eline zorla verilen bir kılıç” ile bütün savaşları bitiren ve demokrasi getiren bir savaş olarak sunulmalıdır.

TCB_417_E36705-1024x597

Birinci Dünya Savaşında cephede seyyar telgraf kullanan bir asker

Lasswell: “İlkel insan, felaketle karşılaştığında, günah keçisi ve kurtarıcı arar her yerde. Günah keçisi, onu bu belaya sürükleyen kişidir; kurtarıcı ise onu bu durumdan kurtaracak olan kişidir. Tarih, şeytanlar ve kurtarıcılar arasındaki mücadelenin hikâyesidir. Bu ilkel düşünce biçimi, savaşı iyi ve kötü kolektif kişi arasındaki mücadele olarak yorumlamaya yol açar. İyiye bağlı kalın ve kötü cezalandırılsın” der. Seçilen şeytan için propagandistin yapacağı şey, hikâyeler anlatmak ve bu hikâyeleri delillendirmektir. Lasswell’in verdiği örneklerden biri; Haçlı Seferleri’nden beri Hristiyan dünyasında anlatılagelmiş olan Türk hikâyesidir. Türk komutanlar, eğlenmek için esir aldığı askerlere işkence etmektedir. Öyle ki Türk komutanların bulunduğu yerde içinde gözlerin olduğu bir küvet bulunmuştur.

Bir başka hikaye ise İngiliz istihbaratının yaymış olduğu “Alman Kadavra Fabrikası” hikayesidir. İngiliz generalinin elinde iki resim vardır; biri defnedilmeye götürülen Alman askerlerinin cansız bedeni, diğeri ise sabun yapmak için fabrikaya götürülen at cesetleri. İngiliz general bu durumu “Almanlar kendi askerlerinin cesetlerinden sabun yapıyor” şeklinde servis etti. Haber kısa süre içinde Avrupa ve Amerika’ya ulaştı, Almanlara karşı tiksinti uyandırmayı sağladı.

api5zap9e__47312

Bu gibi örnekler, düşmanın şeytanlaştırılmasında kullanılan yöntemleri göstermektedir. Şeytanlaşmış bir düşman karşısında sivil birlik daha kolay bir şekilde sağlanır. Lasswell, sivil birliğini sağlayamayan bir hükûmetin savaşı kazanamayacağından, insan kaynağından yararlanamadığı gibi ekonomiyi de canlı tutamayacağından bahseder. Fakat şeytanlaştırmada dikkat edilmesi gereken iki husus vardır: İlki, kolay bir şekilde ortaya çıkacak yalanlar söylenmemelidir. Aksi takdirde ortaya çıkan her yalan, hükûmete karşı olan güveni sarsar ve oluşan boşluğu düşmanın doldurması tehlikesiyle karşı karşıya kalınabilir. Diğeri ise karşı tarafın şeytanlaştırılması, ileride olası bir anlaşmadan dolayı halkın siyasi iktidara karşı olan inancını sarsabilir. Böylesine “iğrenç” bir unsurla masaya oturmaya halk şüpheyle yaklaşabilir.

“Tarafsızlarla ve müttefiklerle iyi ilişkiler yürütmek.” Bunun için Lasswell şöyle der: “Bir müttefikle dostane ilişkileri korumak için temel temalar, savaşın yürütülmesinde gösterdiğimiz yoğun çaba ve müttefikin değer verdiği savaş amaçlarına içten katılımımızdır. Bu, saygı ve takdir gösterileriyle ve iç propaganda temalarının tamamıyla desteklenebilir. Bir tarafsızın dostluğunu kazanmak için, tarafsızı kendi çıkarlarını düşmanımızın yenilgisiyle özdeşleştirmeye yönlendirin. Olağan araçlara ek olarak, tarafsızı askerî olmayan bir alanda aktif işbirliğine çekmeye çalışın. Tüm bunlar başarısız olursa, savaşın dehşetini, düşmanın barış yapmaya isteksizliğini vurgulayarak pasifizmi güçlendirin ve iki tarafsız ülke arasında sorun çıkarın.”

“Tarafsızları düşmana karşı kışkırtmak.” Tarafsızları kendi safına çekmek düşmanı zayıflattığı gibi propagandistin de elini güçlendirir. Yeni müttefikler, cephelerdeki yükü hafifletir ve düşman unsuru beklemediği cephelere karşı gücünü bölmeye zorlar. Bu başlığa verilecek en güzel örnek, Balfour Deklarasyonu’dur. O dönemde Dışişleri Bakanı olan Balfour, İngiliz hükûmetini Filistin’de bir Yahudi devleti kurmaya ikna etmiş ve Siyonizm’in desteklenmesini teşvik etmiştir. Bu durum, Almanya’daki Yahudileri etkilemek için önemli bir materyal sunmakla Amerika’daki Yahudi topluluğun savaşa olan ilgisini artırdı.

Arthur-James-Balfour-1928

Bir deklarasyonla Yahudilere Filistin topraklarında devlet kurma sözü veren İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Balfour

“Düşmanın moralini bozmak.” Düşmanın moralinin bozulması en az sivil birliğin sağlanması kadar önemlidir. Cephede savaşın ve hasretin yükünü omuzlayan bir askerin savaşma arzusunu ayakta tutan şey, geride bıraktıklarına kavuşma arzusu ve onlara daha rahat bir gelecek sunma vaadidir. Bunlara ulaşamayacağı düşüncesi, askerî cephede büyük kırılmalara ve kopuşlara neden olabilir.

Düşman askerlerinin moralini bozmak ve cepheden ayrılmalarını sağlamak için Fransızlar, Amerikan askerlerinin destek için Fransa’da olduğunu ve daha fazlasının da gelmek için hazırlıklar yaptığını gösteren broşürler hazırlayıp düşman saflarına göndermiştir. Bunun yanında Fransızlar, Alman ailelerden gelmiş gibi gösterdiği mektuplarla cephe gerisinde mahrum kaldıklarından ve eve dönmesi çağrısında bulundukları mektupları dolaşıma sokmuştur.

Bunun gibi mesaj içeren mektup ve broşürleri düşman mevzilerine göndermekte bir başka sorun olmuştur. Lasswell, mesajların bombardıman uçaklarıyla gönderilmesini olumlamamış ve kendisini öldürmek için gelen bir araçtaki mesajın inandırıcılığının olmayacağından bahsetmiştir. Bu sorun, balonlarla ve batıdan gelen rüzgârlarla çözüldü.

Ekran Resmi 2025-12-12 16.40.02

Lasswell, mesajlar iletilirken gruptan çok bireye temas edilmesi gerektiğinden bahseder. Kişi grup içindeyken ele geçirdiği mesajı alay konusu hâline getirip gülebilir fakat tek başınayken mesaj içindeki argümanlara inanabilir ya da içinde gizlediği arzular açığa çıkabilir. Çünkü yalnız insan, savunmasız insandır.

Son olarak savaş sırasında bilgi akışının nasıl yapılacağı da mühimdir. Lasswel, savaş sırasında gelen kötü haberlerin halkta oluşan morali bozabileceğinden bahseder ve her kurumun (deniz, hava, kara) kendi kayıplarını duyurmasındansa bu haberlerin bir otoritenin süzgecinden geçerek halka arz edilmesi gerektiğini söyler. Bunu yaparken de kötü haber, kendisini unutturabilecek iyi bir haberle birlikte servis edilmelidir. Lasswell’in aktardığına göre W. Churchill, kötü bir haber geldiğinde yayınlamak için onu dengeleyecek iyi bir haberin gelmesini beklerdi.

Ya da kötü haberler kamuoyuna yavaş yavaş, “yumuşatılarak” verilebilir: Önce endişe verici bir soru ortaya atılır, ardından birkaç gerçek sunulur ve en sonunda en kötü haber duyurulur. Bu şekilde panik önlenmiş olur; çünkü geleceği önceden tahmin etmeye yönelik zihinsel süreçler, halkın tepkisinde belli bir istikrar yaratır. Kötü haber, kamuoyu için aslında hiç de önemli olmayan sansasyonel bir olayın dolaşıma sokulmasıyla da kamuoyunun dikkatini dağıtarak etkisi azaltılabilir.

apf1-03682r

Harold Lasswell, siyaset, iletişim ve sosyoloji üzerine çalışmalarıyla dünya çapından tanınan akademisyen

Savaş zamanı kötü haberleri engellemek için sansür uygulamak faydalı gibi görünebilir. Fakat bu durum kötü haberin kendisinden bile daha tehlikelidir. Toplumun bilgi açlığı iktidar araçlarıyla giderilmezse düşman kaynaklarının dolaşıma soktuğu bilgilerle giderilir. Halk, bir noktadan sonra hükûmet yerine düşman unsurun kaynaklarını doğru olarak kabul edip iktidar kaynaklarının doğruluğunu sorgulayabilir. Bu da halk için inşa edilen algının çökmesine ve halkın düşman tarafından manipüle edilmesine neden olabilir.

Paylaş

Yorumlar (1)

Yorum yapmak için giriş yapın

Düşüncelerinizi paylaşmak ve tartışmalara katılmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

Kayıt OlGiriş Yap
NG
Nizamettin Gümüş14 Aralık 2025
Yazı, Harold D. Lasswell’in teorik çerçevesini merkeze alarak doğru bir temel atmış, hakkını teslim edelim. Özellikle Kötü haberi sandviç yapma (Churchill tekniği) ve yalnız bireyi avlama kısımları, meselenin sadece afiş asmak olmadığını, cerrahi bir psikolojik operasyon olduğunu net bir şekilde gösteriyor. Alman Kadavra Fabrikası örneği de propagandanın etik dışı sınırlarını hatırlatmak adına isabetli bir seçim. Okuru, savaşın sadece cephede değil, zihinlerde kazanıldığı gerçeğiyle yüzleştiriyor ++
logo

Alla Turca

© 2026. Tüm hakları sınıfa aittir.